Duygularım ve Kızım
Feyziye Bilen
İçim coşan nehirler gibi…Sürekli duygu seli yaşıyorum. Hissettiğim şeyler çok güzel ama biraz kaygılı yani karmaşık. Onu koklamak, ona dokunmak, onu hissetmek ve yaşamak o kadar tarifsiz duygular ki. Masum bedeni yavaş yavaş büyüyor. Küçücük elleri E.E. Cummings’in “Somewhere I have never travelled” adlı şiirindeki ‘Hiç kimsenin yağmurun bile böyle küçük elleri yoktur’ dizesini anımsatıyor. Saçları bir yandan uzamaya çalışırken yer yer de dökülüyor. Peki o karmaşık saçlar bile nasıl oluyor da bu kadar güzel görünebiliyor.
Minicik kızım o kadar savunmasız ve muhtaç ki. Giydirirsem üşümez, yedirirsem yiyebilir, altını değiştirirsem rahatlar… O derin anlamlı gözleriyle bana bakıp nasılda gülümsüyor benim de gözlerim doluveriyor hemen. Buraya kadar her şey çok güzel, duygu dolu, mutluluk verici. Bütün bunları yaşarken neden kaygılıyım peki? Acaba kızımın başına bir şey mi gelecek, acaba içeri gittim yatağında yalnız kaldı başına bir şey mi gelecek? Acaba kucağıma aldığımda düşer mi? Biri Ada ‘ yı sevdiğinde acaba elleri temiz mi kızım mikrop alır mı? Neden öksürdü ki yoksa grip mi oldu? Sorular sorular sorular …
Peki bu kaygımın sebebi sevgi mi yada hissettiğim sorumluluk mu yoksa başka bir şey mi? Sadece ben mi yaşıyorum ki bu duyguları. İnsanın sevgilisine veya annesine de bunları hissetmesi mümkün mü yada aynı şey mi?
Neyse biraz da fıstığımın gelişiminden bahsedeyim. Kuzum yarın tam 4 aylık oluyor. Geçen aydan bu yana nasıl da büyüdü . Kilo aldı, boyu uzadı, büyük gelen kıyafetleri artık üzerine olmuyor, küçük geliyor. İnanılmaz şeker bişey oldu bu fıstık. Gözlerini açar açmaz gülümsüyor, sesler çıkarıyor. Agular yerini çığlıklara bıraktı artık. Şimdi değişik sesler öğrenme zamanı. Daha çok tanıyor bizleri. Tanıdıklarına gülücükler saçarken, tanımadığı insanlara gülmüyor veya ağlıyor. Artık oyuncakla oynamayı seviyor sesli ve ışıklı oyuncaklar çok ilgisini çekiyor. Düzenli uykusu olması için tam saat 21:00 de yatırıyorum. Sabaha kadar aralıklarla uyansa da uyuyor. Geçen hafta ilk kez üzüm suyu içirdim. Yüzünü ekşitse de yedi. Dün şeftali suyu içti, bugünse havuç suyu içirdim. Tabi bunlar 2-3 er kaşık. Kaşıkla tanışsın diye veriyoruz. Mamasını ise günde bir öğün muhallebi kıvamında veriyorum. Gerisi en güzel yemek, anne sütü.
Ada’cığımın inanılmaz güzel kirpikleri var. Kaşlarına deyecek nerdeyse. O kadar güzel bakıyor ki bi görseniz. Artık istediği veya istemediği şeyleri hemen belli ediyor. Daha doğduğunun ilk haftası anne sesini çıkarmıştı şimdi sık sık söylüyor. Geçen haftaysa baba dedi. Tabi bilinçli değil bunlar ama bu sesleri çıkarması çok güzel.
Sırt üstü yatarken artık rahatlıkla başını kaldırabiliyor sanırım yatmaktan sıkıldı oturmak istiyor.
Biraz da kendini beğenmişlik var aynada kendini görünce gülüyor. Bayılıyor kendine. Önce bi bakıyor inceliyor, sonra gözlerine bakınca başlıyor gülmeye aşağıdaki resimde olduğu gibi..
Kalabalık bir ailede yetişmesi gelişimi açısından çok iyi demişti Adanın doktoru. Sahiden de uyanıyor ben varım yanında öpüyorum kokluyorum sonra babası ilgileniyor.
Derken anneannesi kapıda beliriveriyor. Torunumu verin bana diye. Dedesi uyanıyor torunumu özledim diye. Teyzesi koşarak odasından aşağı iniyor. Adaaa nerdesin?
Dayısı ve yengesi kucağına almak istiyor. Verin yeğenimizi bize de kalsın diye. Çok şanslı ki böyle ilgili bir ailesi var.
Dördüncü ayımıza da girdik ne güzel. Darısı diğer ayların başına. Ne zaman doğacak kime benzeyecek derken 4 aylık bile oldu kuzum. Canım bebeğime sonraki yazılarımda anneannesi ve dedesinin yazmaya söz verdikleri şiirleri de ekleyeceğim.
Resimde dayısı ve anneannesiyle birlikte balkon keyfi yapıyorlar.
***
Feyziye Bilen, Eylül 2009, Ankara
http://blog.milliyet.com.tr/feyziyebilen
***
Yeni Türkü-Yağmurun Elleri
357 okunma


14 Eylül 2009, 17:36 tarihinde.
Ada bebek, az önce geldim küçük işlere.. seni gördüm. Hoşgeldin, Tharıkof bebeği..
Sen büyümüşsün, görmeyeli.. Aynada kendine güldüğünü öğrendik.
Çok güleryüzlü bir bebek, bizim küçük işler bebeğimiz.. Seni seviyoruz, ada.. Yine de çok çabuk büyüme! Bir güzel tadını çıkar bebekliğinin..
19 Eylül 2009, 17:20 tarihinde.
Ben, babamın ailesinde 5 kuşakta tek kız çocuktum. 10 yıl önce kuzenimin kızı olunca pabucum dama atıldı:) Kendimi bu açıdan yalnız hissettiğimden olacak kız çocuklarına bayılıyorum. Ada bebek de öyle şirin gülümsüyor ki ekrandan bana. Onu kucağıma alıp ensesini koklamak istedim bisur an. Ben bebekleri 1 yaşına kadar hiç öpmem. Sadece enselerini koklarım. Dünyanın en güzel kokusudur o:)
Hep gülümse hayata, Ada bebek…