Anasayfa Anasayfa

“Sen adam olmazsın!” ve “Konuşma!” üzerine…


Muzaffer Tokmak

babykineticajoulepeer1Bu iki sözü duymamış, söylememiş kimse var mıdır bilmiyorum  Bu iki söz beni çok sinirlendiriyor. İlki inkarcı, aşağılayıcı bir cümle. İkincisi ise yasaklayıcı, baskıcı bir söz… hem de emir kipinden!..
 
Bu iki konuda düşüncelerimi açıklayacağım. Daha anlaşılır kılmak için de iki anımı aktaracağım.
 
“Sen adam olmazsın!…” sözünü bir çocuğa söylüyorsanız, hem çocuğu, hem bilimi, hem insanlığı reddediyorsunuz.

 

Çocuk zaten adam doğmuştur. Adam, Türkçe’ye yanılmıyorsam,  Arapça’dan girdi. Aslı Adem okunur bildiğim kadarıyla ve insan anlamında kullanılır.

Siz nasıl olur da bir insana sen insan değilsin, insan olamazsın  diyebilirsiniz? Peki bunu söylediğiniz kişi veya çocuk dönüp aynısını size söylerse ne  yanıt vereceksiniz?

Sınıfta bazı öğretmenlerimizin kullandığı çok olurdu. Öğretmen olduktan sonra hiçbir öğrencim için kullanmadım bu sözü. Öğrencilerimin ayrımsız hepsi birer iyi adamdı, benim gözümde. Ufak tefek haşarılıkları, tembellikleri, yaramazlıkları yok muydu bu çocukların?

Genç ve deneyimsiz öğretmenim. Okul müdürü, okulun en yaramazlarının  toplandığı bir sınıfa sınıf öğretmeni olarak görevlendirdi beni. Bu sınıfta C adında, devingen mi devingen, zeki mi zeki bir öğrenci var. Sınıfta yanında oturan arkadaşı ile konuşur, önünde oturanları dürter..Yaptıklarının farkına vardığımda gidip başında durur, veya “böyle   yapma!” bakışı ile uyarırım.

Bir gün sınıfa bir sokak köpeği ile geldiğini, bir başka gün sınıfta sigara içerken yakaladığımı anımsıyorum. Tepkim bunları yapmadan öteye geçmedi. Daha sonra da öyle davranmadı, sanırım.

Kısa bir süre sonra, o okuldan ayrıldım. Aradan yıllar geçti.

Bir kaza… oğlumun yaptığı bir kaza nedeniyle sıkıntılı günler yaşıyorum. Bir lokantada yemeğimi yedim, çıkıyorum. Baktım, çıkış kapısına yakın bir masada C, bir arkadaşı ile yemek yiyor. Başlarına dikilip C’ye buralarda ne işi olduğunu sordum. Anadolu’da bir kamu bankasının müdürü olduğunu, seminere çağrıldığı için burada bulunduğunu söyledi. Lise yıllarındaki halini anımsadığını söyledi. Adıyla hitap etmeme hayret ettiğini söylerken gözlerine yaşlar doldu bizim C’nin… ve dedi ki:

“Biz, adam olmamak için elimizden geleni yapıyorduk. Siz öğretmenlerimiz ise sanki bizi adam etmek için yemin etmiştiniz. Kendi adıma hala adam olduğumu söylemem doğru olmaz. Ama hocam, 26 yıl sonra adımı hatırlamanız, benim için çok önemli!”  Sonra, öpüşüp ayrıldık. C’ zaten o gün de adam idi,  karşılaştığımız günde de…

***

baby_gift_3Gelelim, “Konuşma!” konusuna..
O gün, o saatte dersim yok. Öğretmenler odasının yanındaki lise birinci sınıfın öğretmeni o saat derse gelmemiş. Sınıftan bir uğultu geliyor. Sınıfa gideyim, çocuklarla tanışayım, istedim.

Ben sınıfa girer girmez, çocukların sesleri kesildi. Hepsi birden alıştırıldıkları üzere ayağa kalktılar. Kürsüye kadar gitmemi ve oturmamı beklediler. Sonra kendileri de oturdu. Sınıfta sessizlik hakim…Yani disiplin berkemal.

Bir kaç dakika sonra 14 -15 yaşlarında, saçları çift örgülü minicik bir kız çocuğu önüme kibrit kutusu ölçülerinde küçük bir kağıt bıraktı. Baktım. Kendince bir liste yapmış, bir kaç öğrencinin adını soyadını yazmış. Üstüne de  ‘konuşanlar’ diye bir sözcük…

Orada, o çocuklara,  konuşmanın suç olmamasının gerektiğini… konuşmak suç ise sınıfta en çok öğretmenlerin konuştuğunu, onların cezalandırılmasının gerekebileceğini söyledim. Çocuklar rahatladı, çıktım. 

İkinci hafta, aynı gün ve saatte yine aynı sınıftan uğultu geliyor. Yine sınıfa girdim. Az sonra saçları çift örgülü minicik şirin, daha önce önüme bıraktığı küçük kağıt gibi bir kağıt bıraktı. Baktım. Yine aynı şekilde “konuşanlar”yazmış. Altına da adımı, soyadımı…

Çocuklara sanırım konuşmanın suç olmadığını öğretmiştim. Kalktım, sevinerek çıktım sınıftan.
 
Aradan 20 yıldan fazla zaman geçti. Kızım lise birinci sınıf öğrencisi… Ankara’nın sayılı liselerinden birinde okuyor. Veli toplantısına katıldım. Sınıf öğretmenleri, orta yaşın altında bir bayan… Kürsüde biz velilere konuşma yapıyor, sınıfı anlatıyor. Bir ara şöyle bir cümle kurdu: “Çocuklarınız çok sevimli, onları çok seviyoruz… çocukların çok konuşmalarından başka bir şikayetimiz yok!..!

Dayanamadım, söz istedim. O sevgili öğretmene karşı çıktım. Öğretmen, Türkçe veya Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeniydi. Bunu da hatırlatarak:

“Öğretmenim bari siz söylemeyin!… çocukları bizler evde, polisler sokakta, öğretmenler okulda konuşturmuyorsak, bu çocuklar nerede öğrenecek konuşmayı?

Tatsızlık olmuştu. Sonra… öğretmeni üzdüğüme üzüldüm.
 
Ben daima, gereksiz olmayan her konuşmayı dinler ve konuşurum.

Konuşmak güzeldir.  
 

 

 

salam-ıbragim

 

Muzaffer TOKMAK, Eylül 2009, Ankara

www.kucukisler.com

365 okunma
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (2 oy, ortalama: 5,00 / 5)
Loading ... Loading ...

““Sen adam olmazsın!” ve “Konuşma!” üzerine…” için 3 Yorum

  1. Zelin Artuğ diyor ki:

    Şu C’yi ben de tanıyor muyum Muzaffer? Soba borusunu yerinden çıkarıp sobanın tütmesini ve sınıfın dumana boğulmasını sağlayan bir C anımsıyor gibiyim sanki..

    Bir yerlerde yanlışlar yapıldı ve yapılmaya devam ediyor. Yoksa disiplinle baskıyı mı ayırt edemedi kimi öğretmenler?

    Her şeye karşın, onlar.. tertemiz gençlerdi. Beyinleri henüz dumura uğratılmamış.. geleceğe karşı umutlu.. dahası topluma karşı sorumlu gençler..

    Öğretmenler de öyle… O kadar masumdu ki “Konuşma!” istekleri bile.. Şimdikilere konuşma diyen de yok, ama konuşacak bir şeyleri de kalmadı artık gençliğin!..
    Sevgimle..

  2. muzaffer tokmak diyor ki:

    Benim anımsadığım C’ aynı çocuk büyük ihtimal tam ona yakışır bir davranış boruyu deliğinden çekip sobayı tütüren aynı çocuk olmalı. Sevgiler

  3. taner diyor ki:

    Öğretmene çok güzel, hatta çok özel bir ders vermişsin. Bizim okullarımız askeri disiplin ile çocuk yetiştirir. Hala öyleyiz. Hatırlarım, biz orta okul ve lisede subay şapkasına benzer bi şapka giyerdik. Hiç sevmezdik. Kim akıl ettiyse bu ailelere külfet, bize işkence gibi gelen şapkayı kaldırdı. Severek okudum. Öğretmen-öğrenci ilişkisi üzerine üstünde düşünülmesi gereken bir yazıydı. Eline, emeğine sağlık. Tabiii, senin de sevgili Zelin.

Yorum Yapın