Anasayfa Anasayfa

Tutun ellerinden ve rahat bırakın çocukları


Haşmet Ahmet Şenses

 

425157877_533a49ff45_mEn çok bir araya geldiklerinde ve oyunlar oynarken seviyorum çocukları. Ama şu günlerde, bunu bile görmeye tahammülüm yok.

Aralarından üç-beş ot başını uzatmış, bir de ortasında küçük, mahzun, tek bir ağaç bulunan, sitenin iki apartmanı arasındaki kare biçimli otoparkında, oynamaya çalıştıklarını gördükçe üzülüyorum.

Koca tatillerinin çoğu zaten gitti. Onların en yaratıcı hallerinin bile, içinden birşey çıkaramadığı bütün gün boyunca, gölge peşinde şaşkın sokak kedileri dolanıp durduklarını görüyorum ve canım sıkılıyor.

Sigara içmek için balkona çıktığımda, bazen gölgede kalmış arabaların kaputlarında oturuşlarını, bazen toplarını güneş altında tekmeleyip, ter içinde ve yorgun yeniden gölgeye kaçışlarını izliyorum.

Boşa giden zamanlar… İlle çocukların ellerine zorla kitap tutuşturulup, ya da müzik derslerine gönderilip değerlendirilemeyen zamanları kastetmiyorum.

İçlerinden geldiğince, arada kafalarını yarıp, kolunu bacağını kıracak riskleri bile göze alıp oyunlarını oynayacakları bir ortamları yok. Onlara yaratıcıklarını, insanın en önemli özelliğini sergileyip, serpilecekleri olanakların hiç biri yok ortalıkta.

2712192888_e499beb748_mKuzeye bakan cephemizde, bazı köyler ve Toros’ların ilk yükseltileri görünüyor. Kaldı ki, bu sitede yaşayanların oralarda köyleri de var biliyorum. Neden götürüp doğaya atmazlar çocukları, sorup duruyorum kendime.

“Ne işi var çocuğun köyde, biz ne bulduk ki onlar bulacak, kent insanı olacak onlar” diye düşünüyorlardır, belki de.
Çok zarar veriyorlar çocuklara, çok. Bari çocuklar, gölge peşinde tek sıra beton cangılında gezeceklerine, müziğe, spora, satranca, kitaba yönlendirilsinler. O da yok.

Belki olanakları yoktur diyeceğim ya, değil, olanakları var biliyorum.

Tipik bir Türk insanı olarak yetişiyorlar. İçlerinde acısını hep duyacakları, ama nedenlerini hiç bilemeyecekleri boşluklar büyüterek.

Aslında olması gerekenden az çocuk var ortalıkta. Bu ortalıkta olmayanların çoğunun nerede olduğunu da biliyorum.
Dinlerini öğreniyorlar. Ana-babalarının, yaşamlarında en önemli yer tutması gerektiğini düşündüğü şeyi. Sanki çocuğun dini olabilirmiş gibi. “Çocuk dinini öğrensin” diyorlar. “Benim dinimi öğrensin” diyemediklerinden. Çocuklara neden felsefe öğretilemeyeceğini hiç biliyorlar mı acaba? Bilmeseler de seziyorlar.

Çünkü öncelikle şunu çok iyi biliyorlar; Çocuk dogmalara zorlanmazsa, kişilikleri gelişip, özgür ve sorgulayan bireyler145564460_b8d93a53f2_m olduklarında, nelere yöneleceği denetlenemez.

Dogmalarla işleyen dinle, sorgulama alanı olan felsefe arasındaki ayrımı -aslında net karşıtlığı- sezgisel de olsa biliyorlar.

Sonuçta o garibanlar; yeryüzünün en değerli pırlantaları, insanın oluşmaya başladığı en değerli zamanlarında, başıboşlukla dayatmalar arasında, ne olduğunu bilemedikleri bir ortamda büyümeye devam ediyorlar.

Ne yazık ki, daha çok bir bitki gibi…

 

Richard Clayderman- Adeline

 

Haşmet Şenses, Eylül 2009, Mersin

http://blog.milliyet.com.tr/hasmetsenses

431 okunma
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (2 oy, ortalama: 5,00 / 5)
Loading ... Loading ...

“Tutun ellerinden ve rahat bırakın çocukları” için 6 Yorum

  1. Zelin Artuğ diyor ki:

    Sevgideğer arkadaş..

    Önemli bir konu bu.. En çok da son paragraf üzerinde durup düşünmeliyiz biraz.. Bitki gibi.. Nasıl bitki olduğu da irdelenirse, alt gruplar da çıkabilir karşımıza.. Hangi grup bitkilerden olarak büyüyorlar? Çiçek mi.. maydanozgillerden mi.. ayrık otu mu.. salatalık mı.. bostan mı.. korkuluk mu.. zehirli sarmaşık mı.. Sonuçta bitki işte!

    Oysa çocuk, toplumun geleceğidir. Sevgi ve saygıyla..

  2. Muzaffer Tokmak diyor ki:

    Sevgideğer Haşmet, iki kezdir yazıılarını okuyorum. Ne iyi ettin de geldin bu sofraya. Ben de çocukları beton yığınlarına yakıştıramadım oldum olası.
    Sevgili zelin yorumunda ‘oysa çocuk toplumun geleceğidir’ diyor. Doğrudur, katılıyorum. Bence biraz eksik bırakmış bilerek… tamamlayayım. Çocuk toplumun geleceğidir ve toplumun geçmişidir de… Yazın, çocukluk anılarımı hatırlattı. Selam ve sevgilerimle.

  3. Tülin Aksoy diyor ki:

    Sevgideğer Haşmet,

    Zelin ve Muzaffer söyleyeceklerimin önemli bir bölümünü söylemişler. Bence de iyi ki geldin buraya. Hem şiirde, hem de düz yazıda çok başarılı olduğunu yazmama gerek yok sanırım. Bunun dışında, dünyada olup biten her şeye duyarlı oluşun yazı ve şiirlerini sevmem için en önemli etken.

    Çocuklarla ilgili bir yazı okuduğum zaman çocukluğunu yaşayamamış olanlar gelir aklıma. Onlara çocukluklarını hediye edesim gelir. Yaşadığım o güzelim çocukluk günlerimden utanırım.

    Yüreğine sağlık sevgideğer Haşmet…

  4. Haşmet Şenses diyor ki:

    Zelin hanım, çocuklar en sevdiğim varlıklardır. Gerçekten, minyatür insan muamelesi gördüklerine tanık oldukça, ana-babalarından kurtarasım geliyor. Sevgiyle…

  5. Haşmet Şenses diyor ki:

    Muzaffer bey, tanıştığımıza sevindim. Şu ara o kadar çok arkadaşım oldu ki… Onlarca değil belki ama, inanın yaşamım boyunca olana yaklaştı… Yorumunuz için teşekkür ederim. Selam ve sevgiyle…

  6. Haşmet Şenses diyor ki:

    Sevgili Tülin hanım, düz yazım bu yazıda bana da uygun gelmişti. Ama diğerleri için aynısını söyleyemem. Yalın yazmak sanki zormuş gibi… Belki de öyledir. Ama benim yazarken bazı komplekslerimden sıyrılmam gerekiyor. İyi niyetine ve olumlu bakışına teşekkür ediyorum. Sevgiyle…

Yorum Yapın