bedınoke
Muzaffer Tokmak
Birgün Bedın’ın Konuk odasına Bir Nart konuk olur. Bedın’ın eşi Bedınoke’ye hamiledir. Kadın konuğa sofra götürür. Kınuk kadının karnındaki çocuğun ağladığını duyar. Telaşlanır; yemeğini yedikten sonra atına biner ve doğruca Nart Has’e gider, durumu anlatır.
Nartlar, doğacak bebek erkekse ileride başlarına bela olacağından korkarlar. Bunun üzerine Cadı Werserij’i çağırılar. Kadının doğumunu izlemesini, doğan bebek kız ise dokunmamasını, erkek ise kendilerine getirmesini söylerler.
Bir zaman sonra kadın, Bedınoke’yi doğurur. Cadı Werserij, Bedinoke bebeği çalıp Nartlar’a götürür. Nartlar Bedinoko’yu öldürmek niyetindedirler. Bebeği görünce acır, ormana götürüp bir ağaç kovuğuna bırakır, üstünü yapraklarla örtüp dönerler.
Nartların kaz çobanı olan yaşlı, küçük bir kadının kazlarından biri kaybolur. Kadın, yiten kazını ararken bir ağacın kovuğundaki bebeğin ağlama sesini duyar. Bebeği alır, evine getirir. Ona yeraltındaki bir odada gizlice bakar ve büyütür.
Bedin büyüyünce, gidip ailesine çocuklarının sağ olduğunu söyler. Bedin ve karısı, çocuğu kaz çobanından alır ve kendi yeraltı odalarında bakarlar. Bedin bazen gizlice odadan çıkar ve Nartlar ile Çintler(*) arasında geçen savaşa katılır. Bir defasında, Nartlar tam yenilmek üzereyken, dışardan gelir, Çintleri bozguna uğratır; kim olduğunu, nereden geldiğini söylemeden geldiği gibi evine döner.
Bedınoke ve Babası Bedın
Bedınoke’nın yeraltındaki odasında kaldığı günlerden bir gün, Nartlar Bedın’ı Alıcların(*) evine çağırırlar ve konuk ederler. Bedinoko’nun annesi telaşlanır ve oğlunun yanına gider, ona şöyle söyler:
“Baban yedi gün yedi gecedir dönmedi. Alıcların evinde konuk. Başına bir iş gelmesinden korkuyorum. Çekemeyeni ve düşmanı çoktur.”
Bunun üzerine Bedınoke atına biner ve yola çıkar.
Yedi yolun kesiştiği bir yerde, Nartların çobanı ile karşılaşır.
“Yaydığın bereketli olsun küçük çoban!” diye selamlar onu ve ekler: “Bana Nartları anlat, yolu göster. Gösterdiğin yoldan gideceğim, Alıcların evine.”
Kadın çoban:
“Gün boyu çobanım, gece ise ceset gibi uyurum. Nartları nereden bilebilirim?” diye yanıtlar.
Bedınoke:
“Nartları bilmiyorsan yedi yolun kesiştiği yerde senin ne işin var?”diye kızar ve yola koyulur.
Bedınoke bir kamçılık yol almıştır ki kadın çoban arkasından bağırır:
“Eğer kadın sözüdür demezsen bir bilgim var sana söyleyebilirim.”der.
Bedinoke kadını dinlemeye geri döner:
Kadın çoban;
“Alıcların evinde şarap içme günü düzenlendi, devam ediyor günlerdir. Besili bir kurban kestiler. Yağlı bir koçun eti ile şips(*) yaptılar. Nartlar hep bir arada, aralarına giresen sana zulmederler!” der.
“Sen Alıcların evinin nasıl bir ev olduğunu anlat bana, gerisini boş ver!” der Bedınoko
Kadın Çoban:
“Alıcların evi yol kenarındadır. Çarpık çurpuk uzun beyaz bir evdir. Avlusu pek çok gelen giden tarafından çiğnendiğinden balçığa dönmüştür. Avludan geçemezsen utanırsın” der.
Bedınoke:
“Seni şom ağızlı, diline diken batasıca!” der ve tekrar yola çıkar.
Yolda giderken bir pınardan su almaya gelmiş bir kız, Bedinoko’yu görür. Hemen eve döner ve hanımı Seteney’e o güne kadar hiç görülmemiş bir atlı gördüğünü söyler..
Seteney, atlının nasıl biri olduğunu sorar. Kız anlatır:
“Önünde siyah bir sis vardı. Arkasından ise saksağan sürüsü izliyordu. Sağındağındaki(*) okları orman gibiydi… sağ omzu güneşliydi, sol omzu kar fırtınası… Gümüşten dizginleri gerili atının üzerinde dimdik oturuyordu… ağzından kıvılcımlar saçılıyordu, tepesinde güneş doğmuştu, kargıları çatal dişliydi.
Seteney geçen atlıyı tanıdı. Dedi ki:
“O atlı Nartların Bedinoke dedikleridir. Tam bir erkektir. Çintlerle kavga eder!.. Git çağır, konuk edelim.” der.
Kız, Bedınoko’nun önüne çıkar ve şöyle der:
“Evimizin hanımı melek gibidir. Boz öküzümüzü kurban eder, yediririz. Fıçıyla şarap ikram ederiz. Buyrun konuğumuz olun.”
Bedınoko atını dizginler ve kıza yanıtlar:
“Şarap fıçınızda fareler boğulsun, boz öküzünüz haram olsun. Meleğinize hasret kalayım. Çok yiyen içen biri değilim, Yatak odalarında işim olmaz, ben arkadaşlık etmek için Bir Nart yiğidi arıyorum.”
Kız:
“Nart Yiğidi arıyorsan, Sosırıko’yu çağırabiliriz.” der.
Bedınoko:
“O zorbanın tekidir. Ondan bana arkadaş olmaz!..” der.
Alıcların evine varır. Evin balçıklı avlusunda atını oynatır. Şarap içenlerin yanına girer. Nartlar içinde zehirli iki yılan bulunan şarap çanağı ile şarap sunarlar. Bedınoko, bıyıkları ile yılanları iteleyip şarabı içer, baş köşede ağırlanan babasına:
“Burada oyalandığın yeter. “der, onu atına bindirir ve eve dönerler.
(*) Alıc, Alıc bazı söylencelerde Yedic diye geçer Nartlar grekleri bu adla çağırırlar
(*) Alıcların evininin Kuruğtam tepesinde olduğu söylenir. Evin temel duvarları ve yan yatmış sütunlar bulunmuştur.. Etrafı derin hendeklerle çevrili, avluya güneyindeki giriş kapısından girilirdi.. Uzun beyaz bir ev olduğu söylenir. Toplam uzunluğu yüz adımdır. Sütunlarından birini düşman, ancak yerinden oynatabilirdi. Kapısı bakırdandır. Kapıyı açmak için yirmi kişininin gücü gerekirdi.
(*) Tarihte Çint adında bir halk veya kavim yaşamadı. Sanırım Nartlar düşman bellediklerini Çint diye adlandırdılar.
(şips) Etsuyu ve un ile yapılan bir Çerkes sosu, günümüzde çerkes tavuğu olarak bilinen yemeğin sosu.
***
(*) ok sandığı veya okluk
HujrokueSultanNart
Muzaffer Tokmak, Eylül 2009, Ankara
www.kucukisler.com



04 Eylül 2009, 07:44 tarihinde.
Daha önceki yazılarımızda Nart mitolojisinin manzum şeklinde anlatıldığını yazmıştık. Sosırıkua Pşinalhe Şiirsel anlatımı ve Bu yazının altında yer alan video müzisyen Sultan’ın söylediği aynı şekilde Bedınokua Pşınalhesidir. Videoları ve resimleri Sevgideğer Zelin bulup eklemektedir. Teşekkür ederim.
04 Eylül 2009, 16:15 tarihinde.
Sevgideğer..
Bu mitoloji konusu beni çok sardı. Bir kültürün kapısını açtın, her yerinde çiçek çiçek öykülerin açtığı bir bahçede dolaştırıyorsun bizi.. Emeğine sağlık..
05 Eylül 2009, 18:01 tarihinde.
Kafkasya’daki tadına doyum olmaz, ilginç gezimiz dosto Muzaffer’in kıymetli satırları ve sevgideğer Zelin’in güzel müziği eşliğinde devam ediyor. Her bölümde biraz daha zenginleşiyoruz. Emeklerine sağlık.Sevgiler ikinize.
23 Eylül 2009, 02:22 tarihinde.
Anlattığınız öykülerdeki Yunan mitolojisi benzerlikleri şaşırtıcı gerçekten. Halkların, kültürlerin yakınlaşmasını görmek ve anlamak çok önemli. Savaşlarla dolu da olsa, halklar arasındaki ilişkileri aktaran anlatılar bilinmeli. Asla unutulmamalı. Hele ki yüzlerce yılın gerçeklerinin, yalnızca güncel olaylarmış gibi, yüzeysel yalanlarla çarpıtıldığı şu günlerde. Selamlarımla…