Anasayfa Anasayfa

Sosırıko’nun ölümü


Muzaffer Tokmak

normal_17

Nart Mitolojisinde kahramanların hiçbirinin ölümü eceliyle olmamıştır. Sosırıko çok ünlenmiştir. Nartlar Sosırıko’yu kıskanırlar, ondan çekinirler. Sosırıko’yu biz yok etmesek o bizi yok edecek endişesiyle Sosırıko’yu öldürmeye karar verirler. Aralarından Sosırıko’ya karşı gelecek, onunla kavgaya tutuşacak kimse bulamazlar. Akıllarına, bize bir yol çare bulur diye Cadı  Boşboğaz (Werserij)’e gidip danışmak gelir. Nartlar Werserij’e gidip danışırlar. Werserij yedi gün yedi gece düşündükten sonra:

“Sosırıko’yu yarışma düzenledik diye Haremeoşhua’ya davet edin siz. Ben o güne kadar Sosırıko’nun zayıf(ölümcül) yerlerini öğrenirim.” der.

 

  Nartlar Sosırıko’yu  davet ederler.Yarışma günü geldiğinde, Sosırıko atına biner. Bunu gören annesi Seteney  önüne çıkar:  

 “Seni çağıranların  niyeti kötü!..” der.

 Sosırıko: “Onlardan çekiniyorsam. Lanetleri beni bulsun.”der ve atından inmeyi reddeder.

 Bunun üzerine annesi: “O halde, yolda bulduğun hiçbir şeyi uzanıp alma!” diye uyarır.

 Sosırıko: “Olur…” der.

 Annesi Seteney önünden çekilir.

 Sosırıko yola çıkar. Bir süre yol aldıktan sonra yolda bir kösteğe rastlar. Almak için eğildiğinde atı Tkheyjey(Gemalmaz Kırat): “Annenin öğüdünü unutma, kösteği alma.” Deyince, Sosırıko oradan   hızla uzaklaşır. Atını sürerken bu defa yolda bir kamçı ile karşılaşır. “Kamçıyı Alma!..”der Tkheyjey  ve Sosırıko, oradan da uzaklaşır.

Biraz daha gittikten sonra   gene yolda bir kese ile karşılaşır. Sosırıko eğilip keseyi alır ve Koynuna koyar. Haremeoşhua’ya yaklaşmak üzereyken Atı Tkhejey: “Dönelim!..”der.

 Sosırıko atına kızar:
“Köpekler yesin seni!… Korkak. Yüreksizsin bu gün. Yazgımız neyse onu görürüz. Neden dönelim? Kimle karşılaşırsak karşılaşalım. Bedenim Tlepş’ın su verdiği çeliktendir. Ok da kılıç da işlemez bedenime. Ben iki dizimden korkarım.”

Atı: “Sen dönmüyorsan ben de dönmem!..” der, bana yetişecek at yoktur dünyada.Yalnız beni taşlık bir yere sürerlerse bilmem… Toynağımın tabanı yumuşaktır da…”

 

Haremeoşhua’ya yaklaşırlar. Düşmanları Haremeoşhua’nın tepesinde beklemektedirler Sosırıko’yu. Sosırıko’yu gördüklerinde yukarıdan bir çark yuvarlarlar Sosırıko’ya doğru ve bağırırlar:

“Alnınla durdur  çarkı!…

 Sosırıko Alnı ile çarka vurur ve geldiği yere geri gönderir.

 “Yumruğunla vur!..”

 Sosırıko yumruğu ile vurur ve çarkı geldiği yere gönderir.

 “Omzunla vur çarka!”

 

Sosırıko omzuyla çarka vurur ve çarkı geldiği yere geri gönderir. Bunun üzerine Sosrıko’nun düşmanları telaşa kapılırlar ve korkarlar. Buna yapabileceğimiz bir şey  var mı, diye  Gidip Cadı Werserij’i çağırırlar. Cadı Werserij hemen gelir.  

 Sosırıko’nun yolda bulduğu köstek, kamçı ve kese Cadı werserij’dir.

 Cadı Werserij, Sosırıko’nun düşmanlarına:

“Sosırıko’dan Çarka dizleri ile vurmasını isteyin!” der.

 Düşmanları, Sosırıko’dan  aşağıya yuvarladıkları çarka dizleri ile  vurmasını  isterler.

 Sosırıko üzerine doğru gelen çarda dizleri ile vurur; fakat çark, Sosırıko’nun bedeninden bacaklarını biçer ayırır.

 Sosırıko’nun atı yanına gelir.
“Keseyi almayalım, dedim. Annenin sözünü dinlemedin. Atla. Düşmanlarının eline geçirmem seni!..” der ve çömelir.

Sosırıko atına atlar. Hızla oradan uzaklaşır. Düşmanları peşine düşerler. Sosırıko’yu elden kaçırmak üzereyken, Cadı Werserij “O’nu  ırmak yatağına doğru gitmeye zorlayın!”der .

Sosırıko taşlık bir arazide atını koşturmak  zorunda kalır, düşmanları yetişirler.

Atı Tkheyjej:
“Düşman yetişti!.. Benim yapabileceğim bir şey kalmadı. Sen beni öldür, derimi üstüne ört. Bu durumda yedi gün191 yedi gece düşmanlarımız yanına yaklaşamaz, savaşı devam ettirirsin.”der.

 Bunun üzerine Sosırıko, atını öldürür. Atın derisini örtünür. Yedi gün yedi gece Sosırıko’nun düşmanları bir şey yapamazlar Sosırıko’ya . Bunun üzerine,  Sosırıko’yu diri diri gömmeye niyetlenirler.  Kurtları kuşları da çağırırlar. “Kim yiğit kanı içmek isterse, içsin!..”derler.

 İlk önce bıldırcın, “Kimin kanı?” diye öne çıkar.“Sosırıko’nun kanı!..” derler.. Bunun  üzerine “Ben Sosırıko’nun kanından içmem!..” der ve uçup gider. Ardından, “Kamçımın şaklaması, kanadının sesi olsun!..” diye seslenir Sosırıko. O günden beri bıldırcın ürküp birden fırladığında kanadı insanı ürküten  kamçı şaklaması gibi bir ses çıkarır.

 Kurt da gelmiştir, ona da sorarlar: “Yiğit kanı içmek ister misin?”
“Kimin kanı?” diye sorar kurt. “Sosırıko’nun!..” derler hep bir ağızdan. Kurt, “Ben Sosırıko’nun kanından içmem!..” der, dönüp gider. Sosrırıko Kurdun arkasından seslenir:“Bütün güç ve kuvvetimi yedi eşit paya bölüyor ve bir payı boynuna ekliyorum. İleri atıldığında yüreğin yiğit yüreği olsun. Boynunun bükersen, yüreğin kadın yüreği olsun.”

 Saksağan da gelmiştir. Oda sorar “Kimin kanı?” diye. Sosırıko’nun derler bir ağızdan.

 Saksağan, “Sosırıko’nun kanı ise içerim!..”der ve akan kanın içine girer. Sosırıko Saksağana ilenir.

“Ağzından yumurtlayan, sırt üstü kuluçkaya yatan kal!..”diye seslenir.

 ***

 Düşmanların okları ve kılıçlarının gücü yetmedi,  Sosırıko’yı  öldürmeye. Düşmanları Sosırıko’nun yaralı bedenini yedi gün yedi gece sardılar, beklediler.. en sonunda onu toprağa diri diri gömdüler.

 Sosrıko yer altından seslendi:

“Gökyüzünün mavi, yeryüzünün yeşil olduğu bir gün yeryüzüne çıkıp gelsem, bütün düşmanlarımın gözlerini bir bir oyardım.

Otların ve ekinlerin göğerdiği..

Kuzu ve koyunların meleştiği..

Koyun ve kuzunun emiştiği..

Zavallı Totreş aklıma gelir

Totreş’in(*) acısı yüreğimi paralar

Toprağı yırtar gelirdim yeryüzüne,

Totreş’ın yoluma çıkmayacağını bilsem.

 

(*) Sosırko’nun düşmanlarından öldürdüğü bir Nart yiğidi.

 

sosrDaha önceki yazıların birinde Kafkasya’da kahramanlar öldüğünde gömüldükleri mezarın üzerine toprak yığdıklarını yazmıştık. Sosrıko’nun mezarına toprak yığdılar. Bu mezar günümüzde Kabartay Balkar Cumhuriyeti Başkenti Nalçik şehri’nın güneyinde bulunmaktadır. Kabartay Balkar’da…  Daha sonra, Cumhuriyet zamanında,  Sosırıko höyüğünün üzerine ilginç bir Sosırıko anıtı diktiler. Dikilen anıt Sosırıko’nun bir büstü.. Sosırıkıo, sağ elinde bir meşale tutmakta. Anıta  teleferikle çıkılıyor. Kara yoluyla ulaşım da mümkün. . Şehrin hemen hemen her yerinden görülebiliyor. Anıt restoran olarak kullanılıyor. Büst kısmından  yönetim ve mutfak olarak yararlanılıyor, kol kısmında  ise yemek yeniyor.

 
Sosırıko’nun günümüze ulaşan manzum bir söylemi:

 

Seteney’ın Oğluna seslenişi:

 Benim Han’ım Sosırıko

Benim ışığım Sosırıko

Zırhı altın gibi parlarlayan

Tepesinde güneş açan

Öfkeyle atına binen

Dün Nart Hase’ye gitin.

Rengin kaçtı yüzünden

Yüreğin atmaz oldu.

Has’ede neler gördün?

 

Sosırıko Annesi Seteney’e yanıt veriyor.

 Hey annemiz Seteney,

Kadına Hase’den bahsedilmez

Hase kadını ilgilendirmez

Kadına danışanlar

Yiğit değildir.

 

Seteney bunun üzerine:

 Hey benim yağız oğlum.

Bildiğin kadınlardan sayma beni

Ben Nart yiğidi yetiştirmiş biriyim.

 Eğer ne ile karşılaştığını  anlatmazsan bana

Waşho(*) adı üzerine yemin ederim.

Öldürürüm kendimi.

 

Sosıko:

 Sen Seteney kadın.

Zavallı kadın

Bunun için kıyma kendine

Gördüklerimi anlatırım bir bir sana…(…)

 

(*)Waşho; Çerkeslerde  Nartlardan önce varlığına inanılan bir tanrı. ‘Waşho Nıveşho K’ane’ bu sözden Waşlo nun boz bir taş parçası olduğu anlamı çıkıyor. Deyim günümüze kadar  geldi. Söylence ve masallarda adı bu şekilde geçiyor. Sanırım Çerkesler bir zamanlar putperest idi O zamanlardan kalmış olmalı hakkında başka bir bilgim yok. Waşho bir put olmalı. Yalnız Nart söylencelerinde anlatımlarda putperestlikle ilgili başka bir ize rastlamıyoruz.

***

Muzaffer Tokmak, Ağustos, 2009 Ankara
 
adiga – sultan – uragan -( Сосрыкъуэ )

1.433 okunma
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (6 oy, ortalama: 5,00 / 5)
Loading ... Loading ...

“Sosırıko’nun ölümü” için 2 Yorum

  1. Muzaffer Tokmak diyor ki:

    Klip hakkında bir açıklama; Yazının son bölümünde yer verdiğimiz. Sosırıko ile annesi Seteney arasında geçen bir konuşma Bu konuşma manzum(koşuklu) şeklindedir. Benzeri anlatımlara Pşınalhe deniyor. Şarkının adı da Sosırıko’nun Pşınales’dır. Pşınalhe müzikle anlatım, Müzikal anlamında kullanılıyor.

  2. Zelin Artuğ diyor ki:

    Sevgideğer Muzaffer,
    Genellikle yorum yazmıyorum yazılarına.. Ama öyle bir yoğruluyorum ki bu öykülerle.. Oldum olası mitoloji ilgimi çekmiştir. Halk nelere önem verir, ne tür duyguları yüceltir ya da alçaltır? Nelere inanmış, neleri, nasıl aktarmıştır sonraki kuşaklara, hep merak etmişimdir. Senle konuştuktan sonra şu Truva atıyla ilgili söylenceleri araştırdım. Sosırıko’nun atıyla benzerliklerini.. Nuh’un gemisi.. aşure kültürü.. İtalyanlar’ın pizzası.. Da Vinci şifresi solda sıfır kalır yanlarında..

    Sen benim başıma derde soktun arkadaşım.. İtalyanlar’ın pizza esprisiyle bizim aşure espirisi arasında bir ilgi var mı? Şu Sosırıko’nun atıyla Truva atı meselesi, beni aşure ve pizza meselesini araştırmaya götürdü. Hadi bakalım, ayıkla pirincin taşını!

    Anlatılarının devamını merakla bekliyorum. Daha sonra Kaşenlik nedir, şaka kaşenliği… ciddi kaşenlik… muhabbet toplantıları nedir, bunları da öğrenmek isteyebiliriz senden.

    Hakuj.. aklımda tertemiz bir baraka olarak kalmış. İçinde kışlık yufkaların, salçaların, reçellerin, turşuların yapıldığı ve kışın serin serin saklandığı hoş bir mekan.. Ama araştırdığımda karşıma soyad olarak çıkıyor. Bu soru işaretlerine de yanıt vereceksin değil mi?

    Bizi alıp, ilginç mekanlara ve kültürlere taşıyorsun.. Hiç bilmediğimiz şeyler öğreniyor, tatmadığımız tatlar tadıyoruz. Tharıkof sofrasının tadı bunlar.. Sağol Muzaffer dosto, iyi ki varsın.

Yorum Yapın