Sosırıko’nun devlerden ateşi çalma hikayesi
Muzaffer Tokmak

Sosırıko büyür, delikanlı olur. Zaman zaman Tlepş’i ziyaret eder. Tlepş’in atölyesindeki yere çakılı örsü ile oynar. Örsü yerinden oynatır. Seteney oğlunun yeterince büyüdüğüne; onu, kendisini utandırmayacak kadar evinde eğittiğine inanmaktadır. Bir gün oğlunu Hase’ye gönderir; ancak oğlu içeri alınmaz. Bir başka gün Nart kahramanları, Nesren Jak’e liderliğinde yola çıkacaklardır. Sosırıko onlarla birlikte gitmek ister, buna gene izin vermezler. Sosrıko üzgün bir ruh haliyle eve döner, durumu annesine anlatır.
Seteney, yeraltı ahırında oğluyla birlikte büyüttüğü gün yüzü görmemiş atı çıkarmasını söyler ona. At huysuzlanır, onu yanına yaklaştırmaz. Sosırıko, atı boynundan yakalar ve dışarı çıkarır. Annesinin sandığında sakladığı eğeri ve koşumları ata giydirir. Kamçısını eline alır. Bir zıplayışta ata biner ve bacaklarının arasında atı sıkıştırır. Atı kamçılar. At gökyüzünde uçabilmektedir. Sosırıko atıyla gökyüzünde dans eder.
Eve döner. At dile gelir, Sosırıko’ya seslenir:
“Madem öyle… Sen yiğit bir binici olabilirsen ben de iyi bir at olurum.” der.
(Kanatlı at- uçan At Yunan mitoljisinde Pegasus, Türk mitolojisinde Tulgar olarak adlandırılır. Nart mitolojisinde ise Alp diye anılır.)
Sosırıko bineceği atı bulmuştur. Sıra kılıç bulmaya gelmiştir. Sosrıko Tlepş’ın yanına gider, ona geziye çıkacağını söyler, ondan kendisine bir kılıç yapmasını ister. Tlepş’ duvarda asılı duran bir kılıcı gösterir:
“Bu kılıcı üç kardeş sipariş etti. Onu bir tırpan demirinden yaptım. Kılıç bittikten sonra duvara astım. Üç kardeş, kılıcı almaya geldiler ve sordular: ‘Kılıç kimin olacak?’ Ben de dedim ki onlara: ‘Kılıcı kim askısından alabilirse ona verin!’ Kardeşler, ‘İyi ya, en büyüğümüze verelim!’ dediler. En büyük kardeş kılıca uzandı kılıç, bir şimşek gibi gencin yüzünde şakladı… Büyük kardeş kılıcı alamadı. Diğer kardeşler denedi, olmadı. Bunun üzerine kılıcı bırakıp gittiler. Elbet, onu kullanabilecek yiğitler de vardır! Sapından tutabilirsen, sana vereyim.” der, Sosrıko’ya..
Sosırıko kılıca uzandığında eli yanar. Sosrırıko eline geçirdiği kerpetenle kılıcı tutup küründeki suya daldırıp soğutur. Bunu gören Tlepş: “Kılıç sana nasipmiş, senin oldu şimdi!” der ve kılıcı Sosırıko’ya hediye eder.
Sosırıko silahlarını kuşanır, atına biner ve kendisini yanlarında götürmeyen Nartlar’ın peşine düşer, onlara yetişir. Hepsi de yakalandıkları fırtınada donmak üzeredirler.
“Sosrıko, yanında ateş var mı?” diye sorarlar.
Bunun üzerine Sosrıko Nartlara “Beni burada bekleyin!” der ve atına biner.Harameoşha adında bir tepeye çıkar ve etrafına bakınır. Uzakta, ufukta dünyanın öbür ucunda bir Kaşaneden hafiften duman tüttüğünü görür. Kaşaneye doğru üç gün… üç gece yol gider. Kaşaneye yaklaşır. Kaşane yedi kat dikenli çalılarla çevrilidir. Burası tek gözlü devin evidir. Dev, avluda yaktığı ateşin etrafında kıvrılmış, ayakları başına bitişik bir çember oluşturmuş, uyumaktadır.
Sosırıko korkar, “Ateşi nasıl alacağız?” diye atına danışır. At, “ben bir köpek sessizliği ile çalılardan atlarım, kedi sessizliğinde yaklaşırım. Sen de eğilir yanmakta olan bir dalı kaparsın. Aynı şekilde uzaklaşırız.” der.
Sosırıko atın dediğini yapar, yanmakta olan bir dalı kapar. Dalın ucundan bir köz parçası uyuyan devin göz çukuruna düşer. Dev, Sosrıko üç gün üç gece yol aldıktan sonra uyanır. Ateşe attığı dalları sayar bir dal eksik çıkar.
“Kim acaba ateşimi çalan it oğlu it?” der. Oturduğu yerden yedi yolu eliyle uzanarak kolaçan eder. Eline küçük bir atlı geçirir, sürükleyerek yanına getirir ve “Eksik dişim yerine!…” diye ağzına atar.
Sosırıko devin eksik dişinin yerine oturur, kılıcını çeker ve devin dişlerinin arasını karıştırmaya başlar. Acıya dayanamayan dev Sosırıko’yu ağzından atar.
“Hey Nartlar’ın dölü, benim asıl düşman bellediğim Sosrıko’ dur. Nerede yaşadığın söyle bana!”der.
Sosrıko korkmuş gibi yapar, rengini soldurur.
“Nereden bileyim Sosruko’yu, ben yalnızca Nartlar’ın çobanıyım. O’nun hakkında bilgi istiyorsan duyduklarımı anlatabilirim sana..”der.
Dev, Sosırıko’nun nasıl dövüştüğünü sorar. Sorıko’nun niyeti devi akıl ve kurnazlıkla öldürmek ve ateşi almaktır.
Sosırıko değişik dövüş şekilleri anlatır. Dev bunları dener. Bu dövüşler deve hafif gelir.
Sosırıko sonunda deve boynuna kadar denize girmesini söyler. dev boynuna kadar denize girer; Sosırıko nefesiyle devi denizde dondurur. Deve denizden çıkmasını söyler. Dev tüm çabasına karşın buzları kırıp kurtulamaz. Bunun üzerine kılıcını çeker ve devin kellesini almak için deve yaklaşır.
Dev kendi kendine söylenir:
“Ben akılsız biri olmasaydım, seni eğri bacağından tanırdım.”der ve ağlar.
Sosrıko kılıcı ile devin boynuna vurur. Dev, “Senin kılıcının gücü boynumu almaya yetmez. Git evimdeki sandıkta duran benim kılıcımı al gel, boynumu öyle vur.”der.
Dev, evin girişinde ve kılıcın olduğu sandıkta tuzaklar kurmuştur. Sosırıko bu tuzaklara düşmeden kılıcı ele geçirir. Gelir, devin boynunu uçurur. Devin evinde, devin kaçırdığı bir kıza rastlar; genç kızı atına bindirir, yolda ailesine teslim eder.
Ateşi Nartlar’a getirir.
***
Muzaffer TOKMAK, Ağustos 2009, Ankara
www.kucukisler.com
badin_a1_seteney_guease


27 Ağustos 2009, 16:56 tarihinde.
Kaf dağındaki gezimiz devam ediyor. Her bölümde birbirinden ilginç ve masal tadında bilgiler ediniyoruz. Eline koluna sağlık Muzaffer arkadaş. saygılar, sevgiler.