Anasayfa Anasayfa

Evlerimizdeki minyatür aslan; Kedi


Tülin Aksoy

kediciklerBiz, kedisavar değil, kedisever bir aileyiz. Çocukluğumun en güzel karelerinde kediler vardır, bir de kuşlar. Bütün hayvanları, özellikle bütün yavru hayvanları çok sevmeme rağmen, kedileri ve kuşları bir başka severim. Figürler içinde de en sevdiğim ikisidir. Şöyle biblo gibi oturmuş, kuyruğunu da patilerinin üstüne dolamış bir kedi figürü gülümsetir, alır, çocukluğuma taşır beni.
 
Bahçeli bir evde büyümenin en güzel yanı, bizler ve kedilerimiz için sınırsız özgürlük demekti. Bahçede koşabilir, duvarlara ve ağaçlara tırmanabilir, giysilerimizi özgürce kirletebilirdik. Bahçede kedilerimize rahatça verebilirdik ciğerlerini. Ağabeyimin kedisi Pamuk bir yandan yerken, diğer yandan ciğerin kalan parçasını patilerinin altında tutardı, Boncuk ve Tonton gelip almasın diye. Gün boyu dostça oynarken, ciğeri gördükleri anda Amazon kesilirlerdi hepsi de.

Anneannemin, Şerife hanım yengelerin, Fikriye teyzemin, annemin büyükanasının ( amcasının annesi ), Seher hanım teyzelerin ve daha pek çok ahbabımızın kedileri vardı. Bu kedilerin hepsinin, tıpkı insanlarınki gibi, farklı kişilikleri vardı. İçlerinde en ilginci anneannemin kedisiydi. Ömrümde gördüğüm tek ve biricik sağır ve dilsiz kediydi. Miyavlamaması bir yana, koku da almıyordu. Anneannem yemeğini tasına koyunca kediyi gidip getirir, başını yemek tasının içine doğru bastırırdı. Gene miyavlamadığı için acıktığını da anlamak mümkün değildi. Anneannem alışmıştı yemek saatine, besliyordu.
 
Dedemin hastalığı ağırlaştığında annem yanına gitmişti. O hiç miyavlamayan kedi sabaha kadar miyavlamış.tekir Annemler, kedinin dedemin öleceğini anladığını söylemişlerdi. Dedem ölünce de kaybolmuş anneannemin kedisi. Yurtdışında bir yaşlılar yurdunda da ölümü yaklaşan bütün hastaları kedilerin tahmin ettiği haberi vardı yakın zamanda, televizyonda. Ölecek yaşlı hastanın kucağında oturuyorlardı kediler. Ben de hep, kedilerin ruhları gördüğünü düşünürüm nedense.
 
Kediler ve köpeklerle ilgili bir karşılaştırma okumuştum, bir gazetenin hayvan dostlarla ilgili sayfasında. Okuduğum en hoş, en doğru karşılaştırmalardan biriydi. Şöyleydi yazının içeriği;
 
İki ayrı evde, aynı koşullarda beslenen bir kedi ve bir köpek varmış. Her ikisi de villadaki şöminenin önündeki minderde uyurlar, acıktıklarında yemek kaplarının yanına gidip en güzel mamaları yerlermiş. Yemekten sonra sıcacık minderlerine uzandıklarında düşüncelere dalarlarmış. Bakalım neler düşünürmüş kedi ve köpek dostlarımız.
 
Köpek:
 Her gün sıcacık şöminenin önünde uyuyorum. Uyandığımda en güzel mamaları mama tasımda buluyorum. Bana bu evde çok ama çok iyi davranıyorlar. Herhalde sahiplerim Tanrı…

 

 
21265820pw6io5yh1Kedi: 

Her gün sıcacık şöminenin önünde uyuyorum. Uyandığımda en güzel mamaları mama tasımda buluyorum. Bana bu evde çok ama çok iyi davranıyorlar. Herhalde ben Tanrı’yım…
 
Gerçekten de kedilerin böyle mağrur bir yanları vardır. Onlar, evlerimizin minyatür aslanlarıdır çünkü. Gövdelerindeki çizgileri, bıyıkları, pençeleri, damakları ve gerinmeleriyle ormanlar kralının birebir kopyasıdırlar. İşin ironik yanı, kedi aslanın adıyla anılmaz, aslan ‘kedigillerden ‘ diye anılır.
 
Yavru kediler ise bambaşka güzelliktedir. Sadece iki önemli işleri vardır; annelerinden süt emmek ve oynamak. Saatlerce seyredebilirsiniz kardeşleriyle ya da anneleriyle oynayan yavruları. Bir de meraklı bakarlar ki, sormayın. Bir bahçe sulanır, gidip suyun altında oynar, ıslanır, daha bir neşeyle oynarlar. Kiminin annesi kaybolur, gider çirkin suratlı bir kediye annesiymiş gibi sokulurlar.
 
Kimi kedi, yakaladığı kuşu, böceği, fareyi yemez, saklar. Bazen de avının önünde oturup dakikalarca avının gözlerine bakar. Avı da korkudan kıpırdamadan öylece durur. Bunu genellikle tekir kediler yapar. Onlar kedi neslinin avcılarıdır çünkü.
 
Karşılarına bir köpek çıktığı zaman gardlarını hemen alırlar, sırtlarını kamburlaştırır, kulaklarını diker, yüzlerine korkutucu bir ifade verirler ve tıslarlar.
 
Zaman zaman ot yerler. Özellikle çimeni seçerler. Halk arasında başları ağrıdığı için ot yedikleri inancı vardır.
 
Hayvanlar arasında tuvalet ihtiyacını giderme konusunda insanın bile örnek alacağı tek canlıdır kedi. Mutlaka uygun bir yer bulur ve orada giderir ihtiyacını. Bu yerin üstünü örtebileceği bir özellikte olmasına dikkat eder. Asfaltın ortasında bile dışkısını özenle kapatan bir kedi görmüştüm şaşkınlıkla. Kedi böylesine temiz, titizdir. Gün boyunca aklına geldikçe kendisini yalayarak temizler.
 
Ne kadar yüksekten düşerlerse düşsünler dört ayakları üstünde kalırlar. Buna da halk arasında şöyle bir yakıştırma yapılmıştır; Peygamber namaz kılarken kendisine saldıran yılanı yakalamış bir kedi. Peygamber de kedinin başını okşayıp ‘ Sırtın yere gelmesin ‘ demiş kediye. Bu olaydan sonra kediler hiç sırt üstü düşmemişler. Kedilerin kulakları arasındaki 5 çizgi de Peygamber’in bu olay sırasında kedinin başını okşadığı an kalan parmak izleriymiş.
 
kedi11Kedi anlatmakla bitmez ki…Oyuncu, mağrur, sinsi, sevimli, atak, miskin, avcı, dost, cesur, korkak, estetik, fotojenik…ne ararsanız odur kedi.
 
Fotoğraflarda gördüğünüz kedilerin arasında bir arkadaşımla otururken bir akrostiş yazmıştım. Kediciklere armağanım olsun.
 

 

Kedi
Kaybolmuş çocukluğumun mırıltısı
Evin tahta merdiveninde pati tıkırtısı
Dolanır kuyruğu misali anılarıma
İnce bir çocukluk günleri çağrısı

BabaZula- ThePirate
 

Tülin Aksoy,  Ağustos 2009, Antalya

http://blog.milliyet.com.tr/ikilemler

428 okunma
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (6 oy, ortalama: 5,00 / 5)
Loading ... Loading ...

“Evlerimizdeki minyatür aslan; Kedi” için 6 Yorum

  1. Zelin Artuğ diyor ki:

    Tülin sevgideğeri..
    Senin yazına yoruma, yine senden bir alıntı ile başlamak istiyorum.

    “(…) Bahçe serinlesin diye hortumla suluyordu gençler. Ansan’ın yavru kedileri sulama işini oyun sandılar:) Özellikle biri öyle şirin ki yavruların…(…)”

    Evet Tülincan, bu yazındaki sevimli varlıkların hepsi de senin kamerana poz veren sevimli kediler.

    Biri hariç tabii!.. Şu kulaklıkla DJ’lik yapan ve en alttaki müziğe de miyavlamalarıyla eşlik eden serseri… bizim mahallenin serserisi :) Beni dinlemedi, “Bana ne, benim arkadaşlarım var orada.. onlara DJ’lik yapacağım!” dedi ve fırladı yazının ortasına.. Artık idare edin..

    Sevgilerimle…

  2. Muzaffer Tokmak diyor ki:

    Değerli Tülin, Bu sitedeki sevgideğerlerin hepsinin aynı zamanda kedi sever olduklarını duymayı bekliyordum ne zamandır. Bizim evde de var melez bir Ankara kedisi… Adı Fırfır. Birlikte yaşadığı aile bireylerine sokulgan… Geceleri bütün yatak odalarını dolaşır. Dün gece benim yatağımda bedenim üzerinde dolandı, arandı durdu. Sabah kalktığımda gardrobtan atladı… önüme düştü, beni mutfağa çağırdı Fırfır. Evimizin Prensi!.. Herkese istisnasız istediğini yaptırıyor. ‘Kedi Gam alır.’ derler. Yazınız gam aldı. Elinize, sevginize sağlık.

  3. Tülin Aksoy diyor ki:

    Sevgideğer Zelin ve Muzaffer,

    Bir kere sizin mahallenin serserisi DJ’ye bayıldım:) Zaten fotoğraftaki kediciklerin hepsi de yaşadıkları bahçede müzik eşliğinde dolaşıyorlar. Müziğe aşinalar yani. Aslında bir yazıyı yazdıktan sonra, o yazıyla ilgili ne kadar anı varsa sonradan üşüşüyor insanın beynine. Meğer ne çok anım varmış kedilerle ilgili. Biri aklıma geldikçe hem üzülür, hem de gülerim. Dayım bir kediciğin kuyruğuna ağustos böceği bağlamıştı. Zavallı kedicik kelimenin tam anlamıyla delirmiş, kendi ekseni etrafında onlarca kez tur atmış, boş su kanaletlerinin içine koşmuştu can havliyle.

    Şu Fırfır prense imrenmemek mümkün mü? Ev halkından kaç kişi istediğini yaptırabilir? Bence yazımdaki gibi, Fırfır da kendisini Tanrı sanmış olmalı:)

    Kedinin gam almasına gelince; Televizyonda rahmetli Altan Erbulak’tan dinlemiştim bunu. Kediyi ya da köpeği severken tüylerini okşuyoruz ya? Bedenimizdeki elektrik yükü bu okşamayla azalıyormuş. Nedenine gelince; bu tüy okşama bir çeşit topraklama oluyor. Hani bir kalemi kazağınıza sürttüğünüzde elektrik yükler ya? Bu yük ancak topraklama ile boşalır. Kediyi sevince patileri bizim artı elektrik yükümüzü toprağa iletiyor. Teknik bir konuyu anlatmakta beceriksizim sanırım:)

    Sevgiler değerli can dostlarım…

  4. Haşmet Şenses diyor ki:

    Tülin hanım kedisever olduğunuza sevindim. Köpekler insana sadıktır derler ya, kediler o kadar sadık değildir ama, insana daha çok benzerler. En çok, estedik varlıklar oluşunu severim kedilerin. Yalnızca sevmekle kalmam, kedilerin bütün diğer hayvanlardan ayrı, bütünlüklü bir güzelliği olduğunu düşünürüm… Çok güzel bir yazı olmuş … Kedice kalın…

  5. taner diyor ki:

    Sevgili Tülin, bahçeli bir evde büyümenin ne kadar önemli bir şey olduğunu her geçen gün daha iyi anlıyorum. Biz gerçekten çok şanslı çocuklarmışız. Evde; yaptığı hırsızlığı itiraf edip cezasının infazını isteyen bir kedi (Cipsi), bahçede; sabahları öğrencileri okullarına, işe gidenleri işyerlerine götürüp, akşamları da herkesi okul ve işyerlerinden eve getiren refakatçı köpek (Niki)… İmrenmemek mümkün mü? Çok güzeldi anıların. Zevkle okudum. Kalemine sağlık.Sevgiler arkadaşım.

  6. rabia diyor ki:

    Ya bizim de bir kedimiz vardı ismi garfıyılddı ama malesef…çok severdik kedimizi, rengi çok güzeldi, mahallemizdeki herkes de severdi…offffffffff kedimiz gitti…:(:(:(:(:(

Yorum Yapın