Anasayfa Anasayfa

bir çatışmanın eskizleri


Cafer Demirtaş-Zelin Artuğ

redonNe kadar çok bilinmeyeni var yaşıyor olmanın… Böylesine bilinmeyenli yaşamaktır belki de yaşamı vazgeçilmez kılan..  En azından bu vakitler…her şey panoramik bir durumda! Yaşamın ucunu kaçırmamak adına koşuştururken tutulduğumuz bir esrikliğin med-cezirindeyiz.  Hercai agnostizm…var olmanın derin vadilerinde…Zamanın çemberini ne kadar büyütür.. ya da  ne kadar çok itersen durmadan, Gnostizm’in doruklarına ulaşmak o kadar olası..  ki o zaman, kesinlikle güneş bir daha doğmayacak.  Bir daha doğmayacak olan güneşin gizemlerini  keşfetmenin kime ne yararı var?

Aşka, sevmeye, yaşamaya dair söylenen bütün şarkılar…bütün şiirler boşlukta dolanacaklar.. ve abandone olacak; sığınacak bir liman bulamayacaklar! Belki aşk, limansız…korunaksız, dev dalgaların koynunda, işte o zaman aşk olacak.   Hiçliğin koynunda bile, hayal kentlerinden bahsedecek hiç kimse olamayacak! Hayal kentler, hiç olmamıştı ki zaten...

Biraz bilinmeyen, biraz da gizemli duruşun Mecnuna Leyla oluşu…işte bu sebepledir. Mekanın uçsuz bucaksız çöller oluşu da…  yine akıp giden bir ırmağın ardından hep bakakalmanın uçsuz bucaksızlığı da bu sebepledir.picass1
Kendi ömrünü cebinde taşırmış insan!.. Kefenin cebi olmasının da bir anlamı kalmıyor.  Yüreğin parmak uçlarıyla dokundukça, her an büyüyen kanatlarıyla uçmaya hazır bir kuş olurmuş ömür… Ufka doğru kanat çırpan, önce nokta sonra ufuk olan bir kuş… 

En iyisi, insanın kendini üretmesi.. Mesela, “ayrılmak olmak” istemek, çıtası yüksek bir duygu.. Aşkı yaratan ayrılıklardır çünkü. Tıpkı, yolların uzamasına sebep olan yorgunluklar gibi… Yorgunluk olmak isterdim biraz… ki yollar uzasın ve tümden hicran olup yollarına döküleyim!.. Bir antik şişeden dökülen yıllanmış şarap gibi…

Hiç bir mevsimi sevmedim, hiç bir kentin oralısı olmadım ben! Bu, içimdeki mülteci duyguların bitip tükenmeden varoluşundandır… Oysa ne güzeldir yalçın kayalıklarda bir sarı çiçek olarak karşılamak baharı.. ya da kardelen olup ömrün kışına meydan okumak..

Nasıl ki her gece oluşunda yıldızlarla örtünmek kaçınılmazdır, algılayabilmenin açarı da diyalektik zıtları tanımaktan geçer. Yıldızlarla örtünmeyi de algılayabilmek için şair olmak yeterlidir oysa.. 26222

 

Bütün aşklar çoraklıktan çatlarken, bu yoksul ağustoslarda beni manidar kılan bu sevgi sağanağını arayışım ondandır işte!.. Sevgi yoksulu olmaktansa, bir yoksul ağustos günü tutunayım sevgi yağmurunun bulutlarına, bulut beni ırağa.. “Irak”lara savursun.

 

Adieu Mon Pays- EnricoMacias

Cafer Demirtaş, Ağustos 2009, İçel

http://blog.milliyet.com.tr/caferdemirtas

 

Blognot
caferdemir1@hotmail.com:
Zelin Artuğ’un bu şiir üzerinde, bir defaya mahsus olmak üzere ve yalnızca Küçük İşler’de yayımlaması koşuluyla her türlü değişiklik yapma yetkisi vardır.

 Blognot2:

Bu denemenin “şiir versiyonu” sevgideğer şairimiz Cafer Demirtaş’ın kaleminden MilliyetBlog’ta yayımlanmıştır.

http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=196084

Bir kereye özgü olmak üzere  şiirini değiştirmeme izin  veren sevgideğer şairimize teşekkürler.. Gönül dolusu.. (Zelin Artuğ)

… 

378 okunma
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (7 oy, ortalama: 4,71 / 5)
Loading ... Loading ...

“bir çatışmanın eskizleri” için 2 Yorum

  1. Zelin Artuğ diyor ki:

    Sevgideğer şair..

    Kısa bir zaman sonra Irak’ta olacaksın. Bambaşka bir coğrafyada.. Küçük İşler’i şairine hasret bırakma olur mu? Bizleri de sevgideğer Cafercan’a..
    Yüreklerimizi de alıp götürdüğünü ve bizim için çok değerli olduğunu da asla unutma. Sevgiler sana.. gönül dolusu..

  2. cafer demirtaş diyor ki:

    Bir şişe şarabın;en esrik en hüzünlü halindeyim…Belki de adressiz bir coğrafyanın en şaşkın yolculuğuyum..can sevgideğerlerimle ayrılık denebilen bir halin en garip kavşağındayım…Şimdilik bu kavşakta mola verip hüzünden bir yutkunma olacağım.zelincan; bilmezmiyim sen dil ustasısın ve içinde en bereketli mevsimlerin sevgi selleri akmakta…Bu denemeye sunduğun emeğe saygıyla güzeller güzeli dostom…

Yorum Yapın