Anasayfa Anasayfa

git


Melda Balaban

767251072_cdc30baa7f_mSevgi neydi…

Sahiplenmek mi? Emek vermek mi?

Yeni doğan bir bebeği gerçekten bizim olduğu için mi, doğduğu andan itibaren seviyoruz? Bağrımıza basıyoruz. Canım diyoruz.

 

Acaba O an, bize başka bebek getirseler, bu senin çocuğun deseler, hissedecek miyiz, bizim olmadığını? Hiç sanmıyorum.

Sevgi emektir. Bebeğimizi her geçen gün daha fazla severiz. Çünkü emek veririz.

Düşünsenize, çocuğunuz 5 yaşına gelmiş, karışıklık oldu, sizin çocuğunuz bu değil, diyorlar. Verebilir misiniz? Kendi çocuğunuz sanıp, yıllarca baktığınız bebeğinizi. Ya da; bu senin, diye getirdikleri yeni çocuğu, hemen bağrınıza basabilir misiniz diğeri gibi?

Sevgi emek mi?

Kendini umursamadan sevmek. Varlığını sevmek. Zarar vermeden, kıskanmadan, değiştirmeye çalışmadan sevmek.
Git diyebilmek.

Nerede mutluysan oraya git, diyebilmek mi sevgi?149041905_c79ac0bf21_m

Kendini düşünmeden…

Sadece onun mutluluğunu düşünmek…

***

 

 

b49f998c7cf65e2af7116e7da20b86c5

Glykeria-Arapia
 

 

melda balaban, haziran 2009, mersin

http://blog.milliyet.com.tr/mmelda

355 okunma
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (5 oy, ortalama: 4,60 / 5)
Loading ... Loading ...

“git” için 12 Yorum

  1. Zelin Artuğ diyor ki:

    Sevgideğer Melda, işin özeti bu işte! Bu sisteme özgü tekelleştirmeye meraklı olanlar, sevgiyi de tekelleştirmekteler ne yazık ki.. Bir varlık yalnızca sahip olmak için sevilir, sevilen (sanılan) her varlık, mutlaka tekelleştirilir. Sistemin “uydu”ları böyle yaparlar. İnsanın “mal” olarak algılandığı bir sistemde sevgiden söz etmek, abesle iştigal oluyor. “Mal”, kullanılır, eskir ve atılır. Söz gelimi bugün yakınlarını kullanıp, eskitip atan biri, yarın en yakınındaki kişi tarafından kullanılıp, eskitilip, atılmak zorundadır. Sevgisiz ve çıkarlara dayalı ilişkilerde hep böyle olur. Hasan Hüseyin’in en sevdiğim şiirini anmadan geçemedim. Gönül dolusu sevgilerimle..

    “Bu kenti sevdim dedim
    Benim olsun demedim ki
    Sevdim dedimse akşam kızıllığını
    Gönlüm gibi akıp giden şu çayı
    Şu ormanı şu denizi şu dağı
    Benim olsun demedim ki
    Vuruldumsa gözlerinin gül bahçesine
    Yürek çizen şimşeklerse kaçamak bakışları
    İşte buna sevmek derler dedimse
    Çattımsa acıların en güzeline
    Yedirdimse uykuları o tatlı kuşa
    Benim olsun demedim ki

    Bu akşam kankırmızı şarap istiyor canım
    Bu akşam dünyanın bütün şarkılarını

    Bu akşam dünyanın bütün özlemlerini
    Bu akşam beni yalnız bırakın
    Bu akşam yalnızca onu düşüneceğim
    Onu ve kendimi yalnızca”

    (Hasan Hüseyin Korkmazgil)

  2. Meyman diyor ki:

    Sevgi;Paylaştıkça, emek verdikçe büyüyen birşeydir çoğu zaman fakat hiç birşey paylaşmadanda sevebilirsin, hiç tanımadığın insanlar için bile hayatta söylenecek sözün vardır. Bazen seversin, emek verirsin ama sevdiğine değmez. Kendini bilime adayan veya hiç tanımadığı insanlar için canını siper eden eden “İnsanlık sevgisi”de mevcuttur. Sevginin hududu yok, tanımı yok, oluru, olmazı yok. Sevgiler….

  3. melda diyor ki:

    Zelin Hanım, çok güzel bir katkı yapmışsınız,teşekkür ederim. Emek harcamadan gösterilen sevginin, gerçeği yansıtmayacağı düşüncesindeyim. Emek, ruhsal da olabilir. Düşünce de emek olabilir. Sevgi, almaktan çok vermektir. Sahip olmaya çalışmadan,özgürce…Sevgilerim sizinle.

  4. melda diyor ki:

    Meyman arkadaşım…Hiç tanımadığımız insanlar için söylenecek sözümüz mutlaka vardır. İnsan sevmek aslolandır. Kendini bilime adayanlar,hiç tanımadığı insanlar için canını siper edenler, o insanlık için emek vermişlerdir. İnsanlığa emek vermişlerdir. Emek düşünceyle olmaz mı? Bir şair, insanlık için yazdığı şiirlerinde, yine şiirleriyle emek vermiş olmaz mı? Aslolan insan sevgisi değil,bahsettiğim. Yakınlarımıza gösterdiğimiz sevgi. Sahip olarak, özgürlük kısıtlayarak sevgi olmaz. Sen seversin, emek verirsin…sevdiğine değmezse, işte yanlış burada diyorum. Sen kendini mi sevdin, karşındakini mi? Karşındakini ise onun, sana vereceği karşılık seni bağlamaz. Kendini sevdiysen, verdiğin emeğin karşılığını istersin. Sevdiğine değsin istersin. O da sevgi olmaz.Sahiplenmek olur. Tıpkı başbakanın Antalyayı alamayınca, size hizmet, emek yaramıyormuş,yok bundan sonra hizmet…demesi gibi:))Bilmiyorum bana katılırmısın.Tek başına emek vermek yetmez tabii. Ama paylaştıkça emek verdikçe çoğalacağı kesindir. Sevginin sınırı yok, tanımı yok, oluru olmazı var bence:) Aslında aynı noktada birleşiyoruz. Farklı anlatıyoruz sadece. Güzel katkına teşekkürler. Sevgilerimle…

  5. Tülin Aksoy diyor ki:

    Sevgili Melda, Selvi boylum, al yazmalım filmindeki o güzelim replik geldi aklıma. Türkan Şoray kendi kendine konuşur; sevgi nedir, sevgi emektir…der. Ve, aşık olduğu adamı ( Kadir İnanır ) değil, kendisini ve çocuğunu seven, bu sevgiye emek veren Cemşid’i ( Ahmet Mekin ) seçer. Bu güzelim filmin senaryosu Aytmatov’un bir romanıdır. Ve gene ne ilginçtir ki, Aytmatov sonradan bir açıklama yapmış; yanılmışım, sevgi emek değildir…demiştir. Ben ise yarım asrı aşan ömrümde net bir karara varamadım bu konuda:) Sevgiler Antalya’dan…

  6. cafer demirtaş diyor ki:

    Meldacan;yazdığınız her yazıda, çoraklığın susadığı açsandığı gümüş gövdeli sular akıyor bu bereketli topraklar üzerine ki,gelecek güzel günler diye başlar dizelerimiz…Güzel taşlardan güzel mekanlar yapılır biliyorsunuz…bu ülke, bu dünya siz ve sizin gibi güzel insanlarla güzel sevgideğer Melda hoca…sevgiler size

  7. melda diyor ki:

    Tülin Hanım ne güzel filmdi o. Unutulmayacaklardan. Özelikle bahsettiğiniz son sahne. O çocuğun babası kim peki. Emek veren değil mi. Çocuğa sorsak, hangisini tercih eder. Aşk başka:) Aşk emeğe bakmıyor:) Türkan Şorayın orada çocuğu için,kendi aşkından vazgeçebilmesidir sevgi. Çocuğunu karşılıksız sevmesidir,sevgi. Kendi mutluluğu için senin baban bu,dememesidir sevgi. Peki Aytmatov emeğin yerine ne koymuş.Ben de merak ettim şimdi:) Emek verdikçe çoğalıyor sevgi, neden? Meyman da değişik bakış açısı getirmiş,kafam karıştı:)) En azından ortak nokta, sevgi sahiplenmez olsun:) Çok teşekkür ederim,sevgilerim sizinle…

  8. melda diyor ki:

    Cafer Bey, benim bu dünyaya ufacık bir katkım olabiliyorsa,ne mutlu bana. Sizin gibi güzel insanları tanımak ve sizlerden öğrendiklerimi yaşama geçirmek, tarifsiz bir mutluluk. Umut veriyorsunuz,güç veriyorsunuz,teşekkür ederim. Sevgilerimle.

  9. taner diyor ki:

    tek başına sevmek bile, emek vermek değil midir? hem de karşılıksız sevmek… yalın, duru, çıplak, hesapsız… yazı bir başka güzel, yorumlar bir başka güzel. herkesin yüreğine sağlık. herkese saygılar, selamlar.

  10. melda diyor ki:

    Taner Bey sizin yorumunuzda tamamlamış.Karşılıksız sevmek, sevmenin tanımı olsa gerek. Teşekkür ederim.Sevgilerim sizinle…

  11. Şerife Mutlu diyor ki:

    “Eğer mide mukozamı*** yakmasaydı asitler***senin kömür karası saçların***olur muydu öyle güzel…Ş.M
    Sevgili Melda kızıma olan şiirimi anımsattın,bu güzel duygularla,teşekkür ve sevgiler.

  12. Şerife Mutlu diyor ki:

    Sevgili Melda,
    kızımın adnın Emek olduğunu eklemek isterim.

Yorum Yapın