git
Melda Balaban
Sahiplenmek mi? Emek vermek mi?
Yeni doğan bir bebeği gerçekten bizim olduğu için mi, doğduğu andan itibaren seviyoruz? Bağrımıza basıyoruz. Canım diyoruz.
Acaba O an, bize başka bebek getirseler, bu senin çocuğun deseler, hissedecek miyiz, bizim olmadığını? Hiç sanmıyorum.
Sevgi emektir. Bebeğimizi her geçen gün daha fazla severiz. Çünkü emek veririz.
Düşünsenize, çocuğunuz 5 yaşına gelmiş, karışıklık oldu, sizin çocuğunuz bu değil, diyorlar. Verebilir misiniz? Kendi çocuğunuz sanıp, yıllarca baktığınız bebeğinizi. Ya da; bu senin, diye getirdikleri yeni çocuğu, hemen bağrınıza basabilir misiniz diğeri gibi?
Sevgi emek mi?
Kendini umursamadan sevmek. Varlığını sevmek. Zarar vermeden, kıskanmadan, değiştirmeye çalışmadan sevmek.
Git diyebilmek.
Nerede mutluysan oraya git, diyebilmek mi sevgi?
Kendini düşünmeden…
Sadece onun mutluluğunu düşünmek…
***
Glykeria-Arapia
melda balaban, haziran 2009, mersin
355 okunma



(5 oy, ortalama: 4,60 / 5)
18 Haziran 2009, 03:14 tarihinde.
Sevgideğer Melda, işin özeti bu işte! Bu sisteme özgü tekelleştirmeye meraklı olanlar, sevgiyi de tekelleştirmekteler ne yazık ki.. Bir varlık yalnızca sahip olmak için sevilir, sevilen (sanılan) her varlık, mutlaka tekelleştirilir. Sistemin “uydu”ları böyle yaparlar. İnsanın “mal” olarak algılandığı bir sistemde sevgiden söz etmek, abesle iştigal oluyor. “Mal”, kullanılır, eskir ve atılır. Söz gelimi bugün yakınlarını kullanıp, eskitip atan biri, yarın en yakınındaki kişi tarafından kullanılıp, eskitilip, atılmak zorundadır. Sevgisiz ve çıkarlara dayalı ilişkilerde hep böyle olur. Hasan Hüseyin’in en sevdiğim şiirini anmadan geçemedim. Gönül dolusu sevgilerimle..
“Bu kenti sevdim dedim
Benim olsun demedim ki
Sevdim dedimse akşam kızıllığını
Gönlüm gibi akıp giden şu çayı
Şu ormanı şu denizi şu dağı
Benim olsun demedim ki
Vuruldumsa gözlerinin gül bahçesine
Yürek çizen şimşeklerse kaçamak bakışları
İşte buna sevmek derler dedimse
Çattımsa acıların en güzeline
Yedirdimse uykuları o tatlı kuşa
Benim olsun demedim ki
Bu akşam kankırmızı şarap istiyor canım
Bu akşam dünyanın bütün şarkılarını
Bu akşam dünyanın bütün özlemlerini
Bu akşam beni yalnız bırakın
Bu akşam yalnızca onu düşüneceğim
Onu ve kendimi yalnızca”
(Hasan Hüseyin Korkmazgil)
18 Haziran 2009, 11:00 tarihinde.
Sevgi;Paylaştıkça, emek verdikçe büyüyen birşeydir çoğu zaman fakat hiç birşey paylaşmadanda sevebilirsin, hiç tanımadığın insanlar için bile hayatta söylenecek sözün vardır. Bazen seversin, emek verirsin ama sevdiğine değmez. Kendini bilime adayan veya hiç tanımadığı insanlar için canını siper eden eden “İnsanlık sevgisi”de mevcuttur. Sevginin hududu yok, tanımı yok, oluru, olmazı yok. Sevgiler….
18 Haziran 2009, 13:40 tarihinde.
Zelin Hanım, çok güzel bir katkı yapmışsınız,teşekkür ederim. Emek harcamadan gösterilen sevginin, gerçeği yansıtmayacağı düşüncesindeyim. Emek, ruhsal da olabilir. Düşünce de emek olabilir. Sevgi, almaktan çok vermektir. Sahip olmaya çalışmadan,özgürce…Sevgilerim sizinle.
18 Haziran 2009, 14:09 tarihinde.
Meyman arkadaşım…Hiç tanımadığımız insanlar için söylenecek sözümüz mutlaka vardır. İnsan sevmek aslolandır. Kendini bilime adayanlar,hiç tanımadığı insanlar için canını siper edenler, o insanlık için emek vermişlerdir. İnsanlığa emek vermişlerdir. Emek düşünceyle olmaz mı? Bir şair, insanlık için yazdığı şiirlerinde, yine şiirleriyle emek vermiş olmaz mı? Aslolan insan sevgisi değil,bahsettiğim. Yakınlarımıza gösterdiğimiz sevgi. Sahip olarak, özgürlük kısıtlayarak sevgi olmaz. Sen seversin, emek verirsin…sevdiğine değmezse, işte yanlış burada diyorum. Sen kendini mi sevdin, karşındakini mi? Karşındakini ise onun, sana vereceği karşılık seni bağlamaz. Kendini sevdiysen, verdiğin emeğin karşılığını istersin. Sevdiğine değsin istersin. O da sevgi olmaz.Sahiplenmek olur. Tıpkı başbakanın Antalyayı alamayınca, size hizmet, emek yaramıyormuş,yok bundan sonra hizmet…demesi gibi:))Bilmiyorum bana katılırmısın.Tek başına emek vermek yetmez tabii. Ama paylaştıkça emek verdikçe çoğalacağı kesindir. Sevginin sınırı yok, tanımı yok, oluru olmazı var bence:) Aslında aynı noktada birleşiyoruz. Farklı anlatıyoruz sadece. Güzel katkına teşekkürler. Sevgilerimle…
18 Haziran 2009, 21:48 tarihinde.
Sevgili Melda, Selvi boylum, al yazmalım filmindeki o güzelim replik geldi aklıma. Türkan Şoray kendi kendine konuşur; sevgi nedir, sevgi emektir…der. Ve, aşık olduğu adamı ( Kadir İnanır ) değil, kendisini ve çocuğunu seven, bu sevgiye emek veren Cemşid’i ( Ahmet Mekin ) seçer. Bu güzelim filmin senaryosu Aytmatov’un bir romanıdır. Ve gene ne ilginçtir ki, Aytmatov sonradan bir açıklama yapmış; yanılmışım, sevgi emek değildir…demiştir. Ben ise yarım asrı aşan ömrümde net bir karara varamadım bu konuda:) Sevgiler Antalya’dan…
18 Haziran 2009, 22:13 tarihinde.
Meldacan;yazdığınız her yazıda, çoraklığın susadığı açsandığı gümüş gövdeli sular akıyor bu bereketli topraklar üzerine ki,gelecek güzel günler diye başlar dizelerimiz…Güzel taşlardan güzel mekanlar yapılır biliyorsunuz…bu ülke, bu dünya siz ve sizin gibi güzel insanlarla güzel sevgideğer Melda hoca…sevgiler size
19 Haziran 2009, 01:44 tarihinde.
Tülin Hanım ne güzel filmdi o. Unutulmayacaklardan. Özelikle bahsettiğiniz son sahne. O çocuğun babası kim peki. Emek veren değil mi. Çocuğa sorsak, hangisini tercih eder. Aşk başka:) Aşk emeğe bakmıyor:) Türkan Şorayın orada çocuğu için,kendi aşkından vazgeçebilmesidir sevgi. Çocuğunu karşılıksız sevmesidir,sevgi. Kendi mutluluğu için senin baban bu,dememesidir sevgi. Peki Aytmatov emeğin yerine ne koymuş.Ben de merak ettim şimdi:) Emek verdikçe çoğalıyor sevgi, neden? Meyman da değişik bakış açısı getirmiş,kafam karıştı:)) En azından ortak nokta, sevgi sahiplenmez olsun:) Çok teşekkür ederim,sevgilerim sizinle…
19 Haziran 2009, 01:47 tarihinde.
Cafer Bey, benim bu dünyaya ufacık bir katkım olabiliyorsa,ne mutlu bana. Sizin gibi güzel insanları tanımak ve sizlerden öğrendiklerimi yaşama geçirmek, tarifsiz bir mutluluk. Umut veriyorsunuz,güç veriyorsunuz,teşekkür ederim. Sevgilerimle.
20 Haziran 2009, 13:48 tarihinde.
tek başına sevmek bile, emek vermek değil midir? hem de karşılıksız sevmek… yalın, duru, çıplak, hesapsız… yazı bir başka güzel, yorumlar bir başka güzel. herkesin yüreğine sağlık. herkese saygılar, selamlar.
24 Haziran 2009, 18:52 tarihinde.
Taner Bey sizin yorumunuzda tamamlamış.Karşılıksız sevmek, sevmenin tanımı olsa gerek. Teşekkür ederim.Sevgilerim sizinle…
27 Aralık 2009, 22:05 tarihinde.
“Eğer mide mukozamı*** yakmasaydı asitler***senin kömür karası saçların***olur muydu öyle güzel…Ş.M
Sevgili Melda kızıma olan şiirimi anımsattın,bu güzel duygularla,teşekkür ve sevgiler.
27 Aralık 2009, 22:07 tarihinde.
Sevgili Melda,
kızımın adnın Emek olduğunu eklemek isterim.