kitlesel sinmişlik
Birgül Kaya (meyman)
Düşünüyorsun, görüyorsun ve bir yanlışlığın farkındasın fakat “onların” yanındaysan “onlar” gibi olmalı o ortama uyum sağlamalısın. Bu durumu kanıksamalı ve onların kabına sığmalısın… Bu noktada kişiden istenen de tamda budur diyorsun. Omurgasız bir karakter biçimiyle bulunduğun ortamın şeklini almak! İfade korkusuyla, sağır ve dilsizi oynayarak., sinmişlik, susmuşluk, apolitik bir tavırla…
Bu toplumda yetiştirilme biçimidir kitlesel sinmişlik, belleksizlik ve korkmuşluk…! Yetmez mi diyorsun kendi kendine … Kendi hayatlarının devinimde bile söz sahibi değilken, bırak dünyayı, yanındaki en ufak bir haksızlığa bile sesi çıkmaz bir yaşama rehaveti…Ürperiyor insan!
Kendisi mi olmalı, uyum mu sağlamalı ? Hücrelerine kadar kuşatılmış, kutsanmış bu korkuyla karışık sinmişlik duygusu…
Dikkatimi çekiyor, tarihten günümüze yansıyan; Direnmenin, emek ve mücadelenin, dostluğun, yoldaşlığın can siperliğinin simgesi haline gelen Deniz’ler bu sıralar anılmakta. Ne güzel diyorum. Fakat göz ucuyla anılmakta. İki simli şak şaklı kelimeyle! Andıklarını sanarak… ! Nasıl bir hikmetse bu kişiler mücadeleye uzak, emek yoksunu, örgütsellikten çok bireysel bir tavrı benimseyen, yanı başındaki haksızlığa bile tepki sunamayan, erdemli bir duruşu ve tavrı hayatına entegre edememiş hatta tamda onların aksine susmuş, görmezden gelmiş ve en kötüsü haksızlıklara alışmış… Anmak mücadele etmektir. Aynı yolda yürümektir. Şimdi soruyorum: Bu ne tür bir iki yüzlülüktür?
Ölülere alıştılar ilk başta, tek tek toprağa düşen bedenlere, sonra unutmaya başladılar bir şuur göçüne
tutulmuşçasına… Bu kuşatılmış tepkisiz ruh halleri felç etkisi yaratmış elerini , kollarını tutmaz etmiş. Gene de görmezden gelmişiz bu halleri, inkar etmişiz… Oysa haksızlıklara uğramak olağanlaşmış, şaşırma, direnme reddetme inisiyatiflerimizi kaybetmişiz. Ne de olsa tepki yadırganırdı, sinmişlik, alışmışlık kolay olanıydı. Diyaloglar alabildiğine sahte, dilinde en beylik kelimeler bile yeterli değil gerçeği gizlemekte.
Kararlılık ve cesaret zaman ve mekan tanımaz duygulardır. Koca bir suskunluğu bozguna uğratmaktır. Sinmekten ve susmaktansa yalnız kalmayı bu tavra yeğlemektir. Gerçek denileni sorgulamaktır. Ortama uymak adına susmak, görmezden gelmek kendi ruhunun benliğinin efendisi olmak yerine başka beyinlerin kölesi olmayı getirir. Ve çoğu zaman taraf olmak arada kalmaktan çok daha zordur. Ve inadına bu tür insanlara ve davranışlara alışmayı reddediyorum. Unutmayı reddediyorum, ortama ayak uydurmayı, sinmeyi reddediyorum.
Şimdi yüreğim usul usul bana sesleniyor o şairin diliyle “Haksızlığa alışarak yok olmaktansa, intihar ederek var olmayı tercih ederim” Haksızlıkla mücadele etmek, direnmek, susmamak yadırganarak, tepki görerek, huzur bozarak kalabalıklar içinde intihar etmek gibi fakat bir o kadar var olarak…
meyman, mayıs 2009, İstanbul
http://blog.milliyet.com.tr/gar
Donna Donna – Joan Baez



08 Mayıs 2009, 09:16 tarihinde.
iyi yazdın… sağol
09 Mayıs 2009, 02:22 tarihinde.
Sevgideğer Birgül, Joan Baez 68′lilerden, protest bir şarkıcı. Amerikalı. Joan Baez, senin yazına çok yakıştı. Şarkısı da.. Sen de çok güzel bir yazı yazdın, sağol. Sevgilerim sana gönül dolusu..
09 Mayıs 2009, 10:32 tarihinde.
Joan Baez çok iyi bir seçim teşekkür ederim. Beğenmen de beni mutlu etti çok sağol… Benden de sevgiler Zelin ve Yücel’e
14 Mayıs 2009, 22:09 tarihinde.
can meymanım;bir köşe yazısı yazdığınız…duvara asarım bu yazıyı…çelikten yüreğini öpüyorum.güçlü kalemine saygı duyuyorum.derin derin sevgiler yol arkadaşı…