1 mayıs’77
Zelin Artuğ
‘77 deki İstanbul nüfusu şimdikinin neredeyse dörtte biri kadar. İşçiler için de öyle, İstanbul’da bu günkü işçi sayısının belki dörtte biri, beşte biri kadar bir işçi var. Bunların hiç birisi yaşanan 1 Mayıs’ın kitleselliğinin önüne geçmedi, geçemedi. Çünkü 1 Mayıs İşçi Sınıfının Birlik Mücadele ve Dayanışma günü olarak, sermaye karşısında işçilerin kendi talepleriyle alanlara çıktığı gündü.
Grup Yorum-Sorarlar
Hazırlıkları da böyle yapıldı. Temsilci toplantısı yapmayan, fabrikasında 1 Mayıs komitesi kurmayan, kendi işçileriyle toplantı yapmayan bir temsilci ve sendikacı yok denecek kadar az. Her temsilci, işçi, sendikacı böyle bir günün heyecanını ve coşkusunu yaşamak için günlerce, haftalarca ve aylarca çalıştı. Bir hafta boyunca evine gitmeyen sendika temsilcileri ve sendikacılar, işçiler var. Kendi pankartlarını kendileri yazdılar, kendi dövizlerini kendi el yazılarıyla hazırladılar.
Fabrikada, evde, mahallede herkes sermayeye karşı güçlü bir günün nasıl olması gerektiği üzerine kafa yordu, çalıştı. Ortaya çıkan baskılar kâr etmedi. İşçiler, emekçiler ve demokrasi güçleri her yanıyla hummalı bir çalışmanın ve hazırlığın içinde oldular. Milyonlarca bildiri dağıtıldı, yüz binlerce afiş sokakları süsledi. İşyeri toplantıları, kahve toplantıları, hayatın her alanında canlı ve istikrarlı bir çalışma yapıldı. Sendikacı, temsilci, işçi, kamu emekçisi, öğrenci, ev kadını herkes bu çalışmanın içinde.
Böyle bir kitleselliğe ve güce ulaşmanın yolunun çalışmadan ve örgütlenmekten geçtiğini biliyorlardı. 1 Mayıs ‘77 Taksim Meydanı işçilerin ve emekçilerin astığı bayraklar, flamalar ile süslenmişti. Sabahın erken saatlerinde işçiler ve emekçiler yuvadan çıkan karıncalar gibi birikiyorlar. Fabrika önünde, mahallede, okulda ve hayatın olduğu her yerdeydiler. Saati geldiğinde harekete geçildi. İstanbul’un her yanından işçi ve emekçilerin ayak sesleri geliyordu. Topkapı, Bayrampaşa, Haliç, Kağıthane, Anadolu yakası her taraftan işçiler ve emekçiler sel gibi akmaya başladı Taksim Meydanı’na doğru.
Her fabrika kendi pankartını açmış. Her şube, sendika kendi pankartıyla yerini almış yürüyüş kolunda. Dayanışma, coşku ve kitlesellik var. Sungurlar, Demir Döküm, Kavel, Vita,Pancar Motor, Zetina, Bahariye Mensucat, Sarkuysan, Erka Balata, belediye işçileri, öğretmenler, gençler, kadınlar, yazarlar, aydınlar, sinema sanatçıları ve bir cümle herkes yollarda. İsmini yazamadığımız onlarca ve yüzlerce fabrika düştü yola.
Böyle yazıldı, İstanbul’un mücadele tarihine işçi sınıfının birlik mücadele ve dayanışma günü. 30 yılı aşkındır 1 Mayıs ‘77 üzerine tartışmalar ve söylemler olur. Perdenin arkasındaki karanlılık güçlerin katliamı tartışılır. Katiller bellidir, yakalanmamıştır. Kısacası sözün özü şöyledir:
1 Mayıs ‘77’de 500 bin emekçi vardı, Taksim Meydanı’na girdi. İstanbul öyle bir gün gördü. 500 bin emekçi, Taksim Meydanı’na girdi.
****
Kaynak: http://www.evrensel.net
1 mayıs www.yilmazguney.eu





28 Nisan 2009, 20:58 tarihinde.
1 MAYIS 1977 NİN KATLİAMCI RUHU HALA DEVAM ETMEKTEDİR VE DAHA DA KARMAŞIK VE DERİN BİR HALE GETİRİLEREK…ANCAK EMEK MUTLAKA KAZANACAKTIR BİLİYORUZ VE ONLARIN DA BU GERÇEĞİ BİLDİKLERİNİ BİLİYORUZ.EMEĞİNİZE SAĞLIK CAN DOST ZELİN.
29 Nisan 2009, 14:01 tarihinde.
Emeğin kazanması, emekçi ruhunun sağlamlığıyla mümkün, yol arkadaşı.. Şaire çok iş düşüyor burada. Bu mücadelede, şairlerin dizeleri emekçiye cephane olmakta. Sımsıkı durun, sağlam durun şair dost! Sert rüzgarlar, karanlıklar yıldırmasın sizi. Sevgilerimle ve saygıyla..
29 Nisan 2009, 20:30 tarihinde.
Sorarlar…