Mart 2009 için Arşiv
Yucel Evren
İyi insanlardan Zelin!.. bir şişko bebek doğdu.. bugün.. büyüdü.. bir çoklarla arkadaş oldu.. iyi insanlardan
.. şimdi bir çokları nasıl da bu sayfasına topladı.. ,18 Mart işte!.. Zelin sen doğdun:).. gülümsersin şimdi tosbaa, tosbaa.. seni severiz.. güveniriz..
Yazının tamamını okuyun »
Kategori: ebrulî, şarabî | 12 Yorum »
Cafer Demirtaş

Kollarımda bir orman kalabalığı tutuyorum.
Yabanıllığın evcilleşmiş yüzüyle.
Yaşamak adına ne varsa
Çığ çığ çoğalan bir coşkudur
Bir sakanın üryan çığlığı…
Yazının tamamını okuyun »
Kategori: ebrulî, kızıl | 7 Yorum »
Zelin Artuğ
Oğlum Ehsan! 
Ana heyran nasılsan?
Ne haldasan?
Biz seni aramasah sormasah
Sen bizi ne arisan ne de sorisan Yazının tamamını okuyun »
Kategori: ebrulî, kurşunî, limonî | 5 Yorum »
Şerife Karaçayır Mutlu
[sokak çocuklarına ...
]
Kurra çekti,
yaşamı denemek adına
zor bir senaryo
çıktı şansına Yazının tamamını okuyun »
Kategori: ebrulî, kurşunî, limonî, zifirî | 2 Yorum »
Tülin Aksoy
Eğer gerçekten bir Susam Sokağı varsa, o bizim sokağımızdı. Sokağımızın başında demirciler vardı. Küçük bir çocuk
için demirci demek; yüzüne koyu renk pencereli koruyucusu olan kaynak maskesini dayamış, eli, yüzü, giysisi kararmış adam demekti. Tabii aynı zamanda kaynak makinesiyle rengarenk kıvılcımlar ve cızırtılı sesler çıkaran adam da demekti. Okul dönüşü demircilerin maskeyle baktığı kıvılcımlara çıplak gözle bakmak oyun gibi gelirdi bize.
Yazının tamamını okuyun »
Kategori: ebrulî, fıstıkî, gümüşî, şarabî | Yorum Yok »
Zelin Artuğ

Hidalgo’yu hiç durmamanın ağacına bağlamış, koşturup duruyorum dağ bayır.. ne çöl kaldı geçmedik, ne bozkır.. ne de deniz kıyıları.. Yoruldu Hidalgo.. Yorgunluk nedir bilmeyen Hidalgo, yoruldu..
Yazının tamamını okuyun »
Kategori: ebrulî, kurşunî, kızıl | 9 Yorum »
Gökhan Öztürk
1. bölümden devam
İstanbul’da üç gündür yağmur yağıyor
Akan su değil sadece rögar kapaklarından
“Cesetlerin” “ruhu” da akıyor
İşte öyle,
Akıp gidiyor
Yazının tamamını okuyun »
Kategori: ebrulî, kurşunî, limonî, zifirî | Yorum Yok »
Tülin Aksoy

Su ve ekmek…Her ikisinin de anlamı yaşamla özdeş. Her ikisinin de mecâzi anlamı yaşamı sürdürmeyi, alınterini çağrıştırıyor. Sevgisiz bile yaşayabiliyor insan; ama susuz ve ekmeksiz yaşayamıyor. Bu yüzden sevdiğini görmeyince; aşka susuyor, gözlerine susuyor…
Yazının tamamını okuyun »
Kategori: ebrulî, fıstıkî, gümüşî, kızıl, şarabî | Yorum Yok »
Cafer Demirtaş

Kuru bir dal duldasında
Zulalanmış ebabil intizarı,
Yangısı bedevi yüreği
Bir sevdadayım şimdi…
Yazının tamamını okuyun »
Kategori: ebrulî, gümüşî, kızıl, şarabî | 3 Yorum »
Zelin Artuğ

hepimizin bir iç dünyası vardır..
Yazının tamamını okuyun »
Kategori: ebrulî | 5 Yorum »