Anasayfa Anasayfa

hidalgo


Zelin Artuğ

argz4cju

 

Hidalgo’yu hiç durmamanın ağacına bağlamış, koşturup duruyorum dağ bayır.. ne çöl kaldı geçmedik, ne bozkır.. ne de deniz kıyıları..  Yoruldu Hidalgo..  Yorgunluk nedir bilmeyen Hidalgo, yoruldu.. 

 

Belki de ben uzun bir yolculuğa çıkmalıyım. Ülkemi terk etmeliyim. Sevdiklerim ne olacak? Onları hiç özlemeyecek miyim? Peki ya uzaktaki özlediklerim? Kim demiş dünyanın küçüldüğünü!.. Patlamaya hazır bir balon gibi şişti yalnızca.

Bu parasızlık ortamında binlerce çocuğun karnını doyuracak para; sokaklardaki anlamsız parti bayraklarına, cırlak sesli partili kadın ve erkeklerin akşama kadar kafa ütülediği sokak arası parti minibüslerinin benzinlerine harcanırken, kimsenin krizi bahane ettiği yok. Kriz, her zamanki gibi, üçkağıtçıların işine yaradı yine. Eğer birisi sizinle konuşmaya ”kriz var ya ondan…” diye başlıyorsa, bilin ki sahtekarın.. üçkağıtçının en önde gidenidir. Kriz, bir tek onları vurur nedense. Hani şu, cüzdanı ve ağzı kalabalık olanlar takımını..

Şu seçim listelerinin durumu tedirgin edici! Seçimle gelen, ama seçimle gitmek istemeyen bir iktidarla karşı karşıyayız gibi… Biz, üç kişi yaşıyoruz bizim evde. Ama gördük ki, altı kişi yaşıyormuşuz da haberimiz yokmuş. İtiraz ettik. Dedik ki, bizim evde yaşıyor gibi görünen diğer üçü bizimle yaşamıyor, biz onları tanımıyoruz. Ne oldu biliyor musunuz? Yanlışı düzeltmişler. Artık bizim evde yine üç kişi yaşıyor. Ama onlar biz değiliz. Bizim hiç görmediğimiz diğer üç ecinni yaşıyor artık bizim yerimize. Çok daha vahim olaylar duyuyoruz.

Aslında bizim haneye insaflı davranmışlar yine.. Siz hiç yüz yirmi kişinin aynı evde.. hem de 120 metre karelik evde ikamet ettiğini duydunuz mu? Bu nasıl bir rezilliktir? Seçme hakkımız da çeşitli yazılım oyunlarıyla geçersiz hale mi getirilmeye çalışılıyor?

Efendim? Anlamadım… Yanlışlık olmuştur mu dediniz?  Kim yapmış  bu yanlışlığı?

vahit_akca-_chp2611986477_e3d0e39902_mAKbabalar mı? AKbaba mı dediniz?

Kusura bakmayın, sokaktan geçen minübüste cırlayıp duran propagandacı kadının sesinden.. söylediğinizi tam olarak anlayamıyorum da!.. Neyse..

Biliyor musunuz? Galiba bu güzel ülkeyi AKbabalar istila etti. Leş kargaları!

 

 _________by_magdalenawanli*****

Hidalgo bir su kıyısı buldu, dinleniyor. Ben de yakınına uzanmışım, bir eski şarkıyı mırıldanıyorum. “Adieu mon pays!”  Elveda ülkem, diyor Cezayir asıllı Enrico Macias.. Ülkemi terk ettim, evimi terk ettim.. Kederli yaşamım.. anlamsızca sürmekte.. Güneşimi terk ettim.. Yitip gitmiş ülkemin güneşini..

*****

Bir dakika… Neden  terk ediyoruz  ülkeyi?  Yaşanacak bir ülke bulmanın aptalcalığı yerine, yaşanacak bir ülke yaratmak varken?!

Aşık İhsani’nin haykırdığı.. sevgideğer şairimiz Cafer Demirtaş’ın da her fırsatta vurguladığı gibi, “BU KARRA GİDİŞİN YEŞİL KÖKÜNE /AĞZI KESKİN BALTA GİBİ İLERRİ!” demek varken?!

adieu mon pays

zelinartug, Mart 2009, İstanbul

http://blog.milliyet.com.tr/kucukisler

431 okunma
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (5 oy, ortalama: 5,00 / 5)
Loading ... Loading ...

“hidalgo” için 9 Yorum

  1. taner yılmaz diyor ki:

    Bu güzelim melodiyi yıllarca sözlerinin anlamını bilmeden, ama severek dinlemiştim. Yazdıklarınızdan sonra daha bir başka güzel geldi kulağıma. Bir insanın ülkesini, toprağını terk etmek zorunda kalması kimbilir ne dayanılmaz acılar verir. Hissediyorum bunu. Tehçirlerde, sürgünlerde insanlar bizim algıladımızdan çok daha büyük acılar çekmiştir kuşkusuz. Şimdiki gençlere bunlar film senaryosu gibi gelir. Aşık İhsani bildiğim en devrimci ozandır. Nasıl da unutturuldu değil mi o koca yürekli ozan? Taslaklarımda onunla ilgili bir yazı da var. Bir fırsatta tamamlayayım. Değerli Zelin, bu ülke bizim. Ve hiçbir yere gitmiyoruz. Bize git diyenlerin yolu açık olsun. Tutmayız onları, gitmeyin demeyiz. Hidalgo’ya selam. Sevgiyle kalın.

  2. Zelin Artuğ diyor ki:

    Benim öğrencilik yıllarımdı 70′li yıllar.. İhsani’nin eşinin bir küçük kitapçı dükkanı vardı Cağaloğlu’nda. Bilirsiniz belki.. Güllüşah Bacı. Şu an orada İş Bankası var. Vilayet’e inmeden.. Sütiş’in karşısında. O kitapçı uğrak yerimizdi. İhsani’nin türkülerinden derlenmiş küçük bir kitapçık almıştım. Okulda arama yapıldı bir gün. “Fruko”nun biri, bir o kitapçığıma, bir de Jean Jacques Rousseau adlı fransızca bir kitabıma el koydu. Rousseau… Rus demekmiş, öyle dedi. Sahi ne oldu o frukolar acaba? Hidalgo’nun da selamları var size.. sevgiyle..

  3. cafer demirtaş diyor ki:

    Sevgili ZELİNCAN DOST;bir insanın ülkesini yıllarca belki de hayat boyu terketmek zorunda bırakılmasının ne kadar büyük bir zulüm olduğunun en canlı tanığı bir ailenin ferdiyim.2 kardeşim ülke dışına 20 li yaşlarda çıkmak durumunda bırakıldılar ve hala bu tehçir, bu mülteci yaşam içimizde kanayarak devam ediyor.onlar hala gelemediler.ve belki daha uzun yıllar gelemeyecekler.biz onları sadece ekranın arkasında görebiliyoruz.Belki de şiirlerimdeki hüzün ve vuslat kavramlarının kaynağı birebir yaşanan bu parçalanmışlıktır.güzel bir yazıydı belki de hüzünle okudum dostça selamlar

  4. Aysel Çetinkaya diyor ki:

    Zalimleri sırtımda fil
    Taşıyorum eğil eğil
    Atılacak tekme değil
    Uzanacak el isterim

    Asır yirmi çağ medenî
    Tutmam ayrılık edeni
    Bir uçtan bir uca beni
    Anlayacak dil isterim

    Aşık İhsani’den Dilek…

    Ülkemizi, ülkemiz insanını, dünya insanını seviyoruz_BİZ_
    Çıkarsız, yürekten seviyoruz…
    Güneşimizi kapatıp içimizi titretenlerin yüreklerini titrecek kadar
    inançlı, sevdalı yürekliyiz.
    _Sen, Ben, O _ BİZ….
    Çok güzeldi her tümcen, birbiriyle, elele, omuz omuza, kol kola…
    Okudum, okudum, yine okudum. Kaç kez oldu bilmiyorum ama her okuyuşumda içimde ateş böcekleri uçuştu umudumun…
    Güzele, sevdaya, insana doğru uzayıp giden aydınlık bi yolu ve yol arkadaşlarının güçlü, sıcak ellerini duyumsayıp..
    Sevgilerim çok…
    Sağlıcakla.

  5. Zelin Artuğ diyor ki:

    Sevgideğer Şair Cafer Demirtaş,
    Benden büyük iki, benden küçük bir erkek kardeşim var. Dört kardeşiz. İki büyük kardeş, tıpkı sizin kardeşleriniz gibi.. biri 17, biri 22 yaşında farklı iki Avrupa ülkesine göç ettiler. Artık oralı oldular temelli. Küçüğü de dün uğurladım Afrika’ya.. Buna sebep olanlar… yan gelip yatarak yedi sülaleri için dünyalık toplayanlardır! Dolayısıyla da onlar… bizlerin ebedi düşmanlarımızdır!
    Bizler parçalanmayalım sevgideğer! Dost olalım.. kardeş olalım.. yoldaş olalım.. bu açgözlü zalimlere inat, çığ gibi büyüyüp çoğalalım! El kapılarındaki kardeşlerimiz için.. boynu bükük göçen atalarımız için.. BU KARRA GİDİŞİN YEŞİL KÖKÜNE/AĞZI KESKİN BALTA GİBİ İLERRİ!

  6. Zelin Artuğ diyor ki:

    Sevgideğer mavili..
    Güneşimizi kapatıp, içimizi titretenlere inat!….
    BU KARRA GİDİŞİN YEŞİL KÖKÜNE/AĞZI KESKİN BALTA GİBİ İLERRİ!

  7. cafer demirtaş diyor ki:

    Bizler;aynı toplumsal yazgının kanattığı,güneşin eteklerinde açan kızılkan gülleriyiz…Bu sofrada demlenen bütün canları en insan yanımla kucaklıyorum.

  8. Tülin Aksoy diyor ki:

    Sevgideğer Zelin,

    Önceki seçimde halkın eline ip bile verdiler, anımsarsan. Oy pusulasında partilerinin amblemini bilmeyenler yanlış yere mühür basmasınlar diye. İple ölçüp mühür basacak cehalette bıraktıkları halkın önüne hangi yüzle çıktıklarını merak ediyorum. Yazın kadar yorumlar da çok anlamlıydı. Güzel günler yaşamak umuduyla…

  9. Yucel diyor ki:

    “adieu mon pays”
    Ne güzel bir melodi seçtin… Bir dil bilseydim!..
    Ne güzel olurdu.. ama iyi ki bir müzik aleti çalmayı bilirim .. müzik kulağım olması nasıl da insan ca derim arkadaşlara.. yazıların sonuna koyduğun müzikler ne güzrl.. çok insanca!.. Fransızca neden ilginç gelir diye biraz düşünmüştüm.. Doğal ki çok insani kazanımlar Fransız kardeşler!… biraz umutlanırlar bir çok insanlar bu müzikle.. sağol zelin..

Yorum Yapın