gömlekteki mürekkep lekesi
Tülin Aksoy
Dün babamın doğum günüydü, 82 yaşına girdi. Her daim gülümseyen yüzü daha bir başka gülümsedi kutlamaya
gittiğimizde. Bir önceki blog yazımda Aydın Boysan’dan ‘ İhtiyar delikanlı ‘ diye söz etmiştim. Babam için de aynı şeyi yazacağım. O, yaşlanmayan yüreğiyle bir ihtiyar delikanlıdır.
Baba kelimesini duyunca aklıma hep Can Yücel’in o harika dizesi gelir;
Hayatta ben en çok babamı sevdim…
Bir cümlenin içinde ‘ en ‘ kelimesi kullanmak korkutur beni. Hakkını veremem, abartmış olurum korkusudur bu. Kimsenin elinde bir sevgi ölçer olmadığı için, kimin kimi en çok sevdiği de meçhûldür. Ama, gönül rahatlığıyla şunu söyleyebilirim ki, hayatta en çok sevdiğim insanların başında gelir babam.
İnsanları koşulsuz sevmeyi babamdan öğrendim. Bütün insanları kardeş sayar ve bunun nedenini de şu meşhur cümlesiyle açıklar babam; Analarımız aynı güneşte çamaşır kuruttu.
Yaşadığımız sürece az ya da çok mutlaka birilerine kırılmışızdır. Ben, babama bir kez bile kırılmadım. Zaten o kimsenin kalbini kırmaz ki. Yanlışlıkla kırsa ve bunun farkına varsa, hayatı kendine zindan eder.
Herkes sinirlenince sesini yükseltir, bağırır. Babam ise hiç sinirlenmez neredeyse. Nadir olarak sinirlendiği zaman da sesini herkesin aksine alçaltır. Sakin, ikna etmeye çalışan, sevgi dolu bir tonla konuşmaya başlar.
Baştan ayağa duygu yüklü bir adamdır babam. Çiçeğe, böceğe, gerçeğe aşıktır tıpkı benim gibi. Klasik müzik tutkusudur. Klasik müzik dinlemediği tek bir günü hatırlamıyorum. Duygu yüklü bir film seyrettiği, bir olaya şahit olduğu zaman gözleri dolar.
Tam yarım asır öğretmenlik yaptı. Her zaman sevgi ve anlayışla yaklaştı öğrencilerine. Neşeli sohbetleriyle, sohbetlerini hoş fıkralarla süslemesiyle ‘ Nasreddin Hoca ‘ yakıştırması yapan çok olmuştur babama.
Bir öğretmen olarak kalemi her zaman sevgiyi, bilgiyi, iyiliği yazdı. Babamı gömlek cebinde dolmakalemi olmadan hiç
görmedim. Dolmakalemi bu yüzden bir erkeğin en zarif takısı gibi düşünmüşümdür. Takım elbisenin ceketi aralanır ve gömlek cebinden dolmakalem çıkarılır, bilgi ve sevgi yazılır bembeyaz kağıtlara. Bu manzara hep babamı hatırlatır bana.
Benim gibi telaşlı ve hızlı yaşadığı için, çoğu zaman kalemini iyi kapatmayı unutur ve gömlek cebinde deniz mavisi bir mürekkep izi bulunur. Temiz, titiz annemi yıllardır çileden çıkaran bu durum, beni hep gülümsetmiştir. Babamın gömleğindeki mürekkep lekesi sevgi ve bilgi damlasıdır çünkü benim için. Lekelerin en güzelidir mürekkep lekesi. Bilgeliği, sorumluluğu anlatır sanki bana. Boş işlerle uğraşmayan bir insanı hatırlatır. Ciddiyeti, vefayı hatırlatır.
Babama sağlıklı bir ömürle birlikte, gömlek cebindeki mürekkep lekelerinin kurumamasını diliyorum. Kurumasın ki, sevgiyi, bilgiyi, güzelliği yazmaya devam etsin.
Tülin Aksoy, 6 Ekim 2008 / Antalya
400 okunma

12 Mart 2009, 17:12 tarihinde.
Kızlar, hep babalarının kızıdır. İlk sevilen erkektir, ilk güven duyulan, ilk dayanak ve ilk değerli varlıktır kızlar için.
Ne mutlu size, babanızın kızı olabilmişsiniz ve sizinle, sevginizle babanız…
Sağlıkla, sevgiyle yaşayın birlikte…
Okurken içim titredi, gözlerim doldu… İçten ve sıcak her sözcükte….
Sevgilerimle.
12 Mart 2009, 22:22 tarihinde.
Sevgili Aysel, bu yazıyı babama okumak için evlerine gittiğimde, yıllardır görmediğimiz akrabalarımızın da babamlara gelmiş olduğunu gördüm. Babam sonradan geldi. Ve gömleğinde yine mürekkep lekesi vardı:) Yazıyı okuyup babamın gömlek cebini gösterdim gülümseyerek. Herkes çok duygulanmıştı, tıpkı sizin gibi. Sevgiyle…