Anasayfa Anasayfa

atını hiç durmamanın ağacına bağlamak


Zelin Artuğ

“Atımı, hiç durmamanın ağacına bağladım.” diyordu Kemal Özer, bir şiirinde. O, şiirlerini severek okuduğum şairlerden biridir. Bir ağaç var. Çam gibi, ladin, köknar, söğüt, ardıç gibi bir ağaç. Ama bu ağacın adı “hiç durmamanın ağacı”. At, hiç durmamanın ağacına bağlanırsa ne olur? Hidalgo’yu böyle bir ağaca bağlasam ne yapar acaba? Ağacı kökünden söküp bozkırlarda koşmaya mı devam eder ? Yoksa dolapçı beygirleri gibi ağacın çevresinde mi dolanıp durur ? Bu ikinci olasılığı hiç sevmedim. Tehlikeli bir durum gibi görünüyor. Dizginlerine dolanır, başı döner, belki de boğazına dolanan dizginler boğulmasına neden olur. Hidalgo, böyle bir risk almaz. Söker o ağacı kökünden. Hidalgo önde, ağaç arkada bozkırların yolunu tutarlar.

 

***

Moha Souag. Faslı yazar. Kitaplarını Fransızca yazıyor. Türkçe’ye iki kitabını çevirdim. Biri, İblis. Henüz yayınlanmadı. Belki sonbaharda… Diğeri, Acı Çay. Haziran 2008′de Kalkedon yayınlarından çıktı. Bir süre önce, Yeni Aktüel’in 158. sayısında Acı Çay’a ilişkin bir haber vardı. Haberden bir bölüm aktarmak istiyorum:

 

“Şu anda dünyanın en uzun duvarı Fas’ta. Faslı yazar Moha Souag, Acı Çay adlı kitabında bu duvarın henüz yapılmadığı zamanlardan, iki Faslı gencin, Farid ve Daoud’un arkadaşlığından yola çıkarak, duvarın düşlere düşürdüğü gölgeyi anlatıyor. Farid’in düşleri Afrika’dan Avrupa’ya göçü engellemek üzere yapılan bu 2 bin 719 km’lik duvara çakılıyor. Daoud’sa düşlerini gerçekleştiriyor; kapağı Avrupa’ya atıyor, bir inşaat şirketinde iş buluyor ve… duvarın yapımında çalışıyor…

Birkaç ay önce bir arkadaşım, “Dünyadaki en uzun ve en yüksek duvar hangisi” diye sorduğunda atlayıp “Çin Seddi” demiştim. O da bunun doğru olmadığını, en uzun duvarın Fas’la İspanya arasında, Afrika’dan Avrupa’ya göçü engellemek üzere yapılan duvar olduğunu söylemişti. Duvarın tam adını bulamadım; kimileri ona yalnızca “duvar” diyor, kimileri “ayrımcılık (apartheid) duvarı”, kimileriyse “Avrupa Kalesi”… 1987 yılında tamamlanan ilk duvarın uzunluğu, 2 bin 700 km, bu ilk duvara 1998′de Melilla’da 11 km ve 2001′de Ceuta’ta 8 km daha eklenmiş. Birbirinden farklı bölgelerde olmakla birlikte Avrupa ile Afrika’yı ayıran bu duvarın toplam uzunluğu 2 bin 719 km diyebiliriz şu halde.(…)”

 

***

 

Souag, Fas’ın güneydoğusunda, Errachidia’da yaşıyor. Roman kahramanlarını seçerken, günlük yaşam içinde onları yakından tanımaya, onların hikayelerini kendi ağızlarından dinlemeye, onlardan biri gibi davranmaya özen gösteriyor. Ben bunları nereden mi biliyorum ? O, benim çok eski bir arkadaşım. Arada bir, küçük anekdotlar da gelir ondan. Hani şu, kıssadan hisse aldığımız küçük öykülerden… Sonuncusunu paylaşmak istedim sizlerle.

 

“Günün birinde, bir çiftçinin eşeği kuyuya düşer. Hayvan, acınacak biçimde sesler çıkarıp, saatlerce inler durur. Çiftçi ise çaresiz, ne yapacağını bilemez bir haldedir.

Sonunda, hayvanın epeyce yaşlandığını, kuyunun suyunun da çekilmek üzere olduğunu düşünür. Eninde sonunda, hayvanı oradan çıkarmanın kendisine pek de bir yararı olmayacaktır.

Kendisine yardım etsinler diye, bütün komşularını çağırır. Komşular birer kürek kaparlar ve kuyuya toprak atmaya başlarlar.

Başlangıçta hayvan ne olduğunu anlayamadığından, avazı çıktığı kadar anırmaya koyulur. Sonunda, orada bulunanların şaşkın bakışları altında susar. Birkaç kürek daha toprak attıktan sonra, çiftçi eğilip kuyunun dibine bakar ve gördüğü şeye inanamaz.

Üzerine kürekle atılan her topraktan sonra eşek, şaşırtıcı bir şey yapmaktadır. Sırtına düşen toprağı silkeleyip, toprağın üzerine çıkmaktadır. Çiftçinin komşuları, üzerine toprak attıkça, eşek, sırtındaki toprakları silkeleyip toprağın üzerine çıkmaya devam eder. Çok geçmeden, orada bulunanların şaşkın bakışları altında eşek kuyudan çıkar ve tırıs gitmeye koyulur !

 

Hayat, her türlü alçaklığını yapıp, seni bir lokmada yutmak isteyebilir. Çukurdan çıkmanın yolu, silkinmek ve yoluna devam etmekten geçer. Canını sıkan şeylerin her biri, ilerlemen için yoluna döşenmiş birer çakıl taşıdır. Hiç durmamayı başarabilirsen, en derin kuyulardan çıkabilirsin. Asla vazgeçmemelisin ! Silkin ve ileri atıl ! Mutlu olmak istiyorsan, şu beş kuralı hiç unutma:

1)      Yüreğinden nefret duygusunu çıkarıp at.

2)      Beynini endişelerden arındır.

3)      Basit bir yaşam sürdür.

4)      Daha verici ol.

5)      Daha az bekle.

Özellikle de en karanlık anlarında bu kuralları asla unutma.”

                                                                            Moha SOUAG (Çev: Zelin Artuğ)

 

***

 

“Hiç durmamayı başarabilirsen, en derin kuyulardan çıkarsın.”

Hidalgo ve ben, bu sözü tuttuk. Beş kurala gelince… Oldukça yapıcı görünüyor gözüme. Sizce de öyle değil mi ?

                                                           

 

3.288 okunma
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (7 oy, ortalama: 5,00 / 5)
Loading ... Loading ...

“atını hiç durmamanın ağacına bağlamak” için 1 Yorum

  1. ahsen rana diyor ki:

    hidalgo filmini izledim gerçekten süper bi film.4oo yarış kazanması inanılmaz bir şey. gerçekten içten sevdikleri zaman bunu yapabiliyorlar.benim de atımın olmasını isterdim..

Yorum Yapın