Anasayfa Anasayfa

Yol arkadaşım


Zelin Artuğ

Onu ilk gördüğümde yumak gibiydi. Kendinden büyük bir ayıcık kapıp gitmiştim onu görmeye. Ayı Adem ! N’oldu acaba Adem’e ? Yumağın adını Gökhan koydular. Gözleri ile adı çok uyumluydu o sıralar. Büyüdükçe göklerden inip daha bir ırmaklara, denizlere karıştı bakışları. O benim yol arkadaşım. Herkesle zaman zaman çatışmış, bazen küçük, bazen büyük fırtınalar, kasırgalar koparmış olan ben, nedense onunla hiç ters düşmemiş, en ufak bir tartışmaya bile girmemiştim. Günlerden bir gün, uzunca bir yolculuğa çıkmaya karar verdik birlikte. Tam da yolun başında bir fırtına koptu ki aramızda, tsunami gibi ortalığı birbirine kattı. İşte o zaman anladık her ikimiz de gökkuşağının yedi renkten oluştuğunu. Her çelişki gelişme yaratır. Hayat çelişkilerden ibarettir. Her çelişki, düşünme ufkumuzu bir nebze daha açar. Şimdi o benim yol arkadaşım ! Bir geminin güvertesinde yolculuk yapıyoruz. Bilgisayarlarımızda paylaşım  ağı kurduk ve bilgisayarlarımızı paylaştık ! Amma….ben bel ağrılarına yakalandığımdan beri bilgisayar sandalyelerimizi bir türlü paylaşamıyoruz. Ona verdiğim sandalyeyi geri aldım. Tabi yeni bir bilgisayar sandalyesi de alındı şimdi. Ama varsa yoksa, öteki sandalye işte ! Bilgisayar mühendisi olacakmış !  PCnet dergisinin yöneticilerindenmiş ! Heeeyy yol arkadaşım, bütün bunlar iyi, hoş da şu bilgisayar sandalyesini paylaşmak için bir paylaşım ağı kuramıyorsun ya, yazık sana verdiğim emeklere! Web tasarım yapıyormuş ! O sandalyeyi boyuma göre yükseltmek için de bir tasarım yapsana ! Hayır, yapmaz. Zamane gençliği işte. Serap da gelmiş, buna akıl veriyor.  “Sen vidalarını sök, mekanizmasını boz bu sandalyenin, bozuk diye sana geri versin..” diyor. Hem de benim tanıdığım, çok sevip bağrıma bastığım Serap söylüyor bunu Gökhan’a. Serap, şimdi senin bu yaptığına ne denir ha ? Anladık, gençlik dayanışması diyeceksin de başka dayanışacağınız konu kalmadı mı memlekette? Birileri memleketin vidalarını sökmüş, mekanizmalarını bozmuş, işleri içinden çıkılmaz hale getirmiş… Siz iki genç benim emektar sandalyemle uğraşacağınıza daha da çoğalın, şu oturanın kıçının yapıştığı, bir daha da kolay kolay zamkını koyvermeyen şu afili sandalyelerle uğraşın ! Benim sandalyemin mekanizmasını bozacaklarmış ! Gökhan, artık o sandalyeyi unut sen. Ben imamın kayığına binince o sandalye sonsuza dek senin olacak. Ama şimdi, sandalyemi rahat bırak. PCnet dergisinin moderatörü Gökhan Öztürk’e “küçük işler” bakanından mesaj: “Sen benim canımın içi, ciğerimin köşesi yol arkadaşımsın. Sen asla beni yarı yolda bırakmazsın. Beni rahat bırakmasan da olur, ama lütfen sandalyemi rahat bırak. Çünkü o sandalye, politikacıların yapışıp da bırakmadığı sandalyelerden biri değil. O da benim gibi arızalanmış, tamir edilmiş, emekçinin biri. Aaa evet, az kaldı unutuyordum. Projelerinle finallerin bitsin, benim son çevirim ”Acı Çay”  romanı da yayınlansın,  bir kutlama yapalım.

1.418 okunma
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (7 oy, ortalama: 5,00 / 5)
Loading ... Loading ...

“Yol arkadaşım” için 3 Yorum

  1. Serdar diyor ki:

    HARİKA ! SUPERR ! IT’S A FANTASTIC. SOLMAZ’IN MUSLUKLARINI ZOR KAPATTIM.YANİ BİRAZ DAMARDAN OLMUŞ (YA DA BİZ OLDUĞUMUZ İÇİN,BİZE ÖYLE GELDİ).BU YORUMU SOLMAZ’LA BERABER YAZIYORUZ.BU ARADA, YUKARIDA ADI GEÇEN ŞU MEŞHUUUUR “AYI ADEM” HALEN HAYATTA VE SAĞLIĞI DA GAYET İYİ.EN BAŞ KÖŞEDE KURULMUŞ,ETRAFA GÜLÜCÜKLER DAĞITIYOR.SENİN ELLERİNDEN, GÖKHAN’IN DA YANAKLARINDAN ÖPÜYOR.

  2. Volkan Tiftik diyor ki:

    AGA

  3. Volkan Tiftik diyor ki:

    BUKA

Yorum Yapın