Anasayfa Anasayfa

mujika ve yağmur


Zelin Artuğ

Düş kurmak istiyorum. Deniz kıyısında tek katlı bir ev. Evin girişinde camekandan bir odacık. Küpe çiçekleri yerleştirilmiş cam önlerine. Ama bir de oturma yeri var cam kıyısında. Ambalaj sandıklarının üzerine çiçekli basmadan yüzleri olan minderler atılmış, yumuşacık bir köşe yapılmış. Küçük bir kız çocuğu. Burnunu cama dayamış, sağanak halinde yağan yağmuru seyrediyor. Yağmur, camekanın her yanında. Küpe çiçeklerine ulaşamıyor. Küçük kıza ulaşamıyor. Böylesi fırtınalı bir havada ağaçların yaprakları, toprak, karşıki evlerin damları suya sele teslim olmuşken, küçük kız, burnunu cama dayamış, aklını yitirmiş gibi önüne gelene şamarını atan yağmurun çılgınlığını izliyor. Camın ardında, güvende, küpe çiçeklerinin arkadaşlığıyla… Birazdan hava kararacak, Vecdi dayı eşeğiyle geçecek ilerdeki patikadan. Yağmur hızını azaltacak, ufaktan çiselemeye devam edecek. Küçük kız pencereyi aralayıp, yağmurda ıslanmış iri bir böceği içeri alacak. Annesi sofraya çağıracak. İçeriden kızarmış patates kokuları geliyor. Karşı evlerin kiremitleri yağmurdan iyice yıkanmış, yeni yakılmış sokak lambasının ışığı altında, renginin bütün güzelliğiyle parlıyor. Küçük kızın adı Mujika. Şimdi dört yaşında. Yağmuru gördü, izledi, sevdi. Artık cemreyi bekliyor. Şu cemre dedikleri nasıl bir şey acaba ?

3.215 okunma
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (9 oy, ortalama: 5,00 / 5)
Loading ... Loading ...

Yorum Yapın