Anasayfa Anasayfa

ezginin günlüğü-ebrulî


Zelin Artuğ

Bu şarkı ne kadar güzel ! Hani fırından sıcacık bir ekmek alırsınız da bir dostla karşılaşınca ucundan koparıp vermeden duramazsınız ya… Ben de bu şarkının ucundan koparıp bloğumun baş köşesinde sunmadan duramadım. Şarkının bestesi ayrı güzel, sözleri ayrı güzel !

uyanır geceyarısı yoktan sevda yaparım/adamım bu küçük işlere ben bakarım /dilsizler bana danışır kelebeklerin aklı benim /gemilerle her gece ben çok uzaklardan dönerim/çağırırlar küçük adımı karafakiden ben akarım/benim adım ebrulî biraz gerçek biraz rüya/yalanımı sevsinler aşksız dönmüyor dünya/kalbim sevda kuyusu her gün yoldan çıkarım/dilsizler bana danışır kelebeklerin aklı benim/gemilerle her gece ben çok uzaklardan dönerim/sen unut geçmişini ben aklımda tutarım/adamım bu küçük işlere ben bakarım yanarım/adamım bu küçük işlere ben bakarim yakarım;))

Sıradan insan olmak, küçük işlere bakmak unutturuldu insanlara. Büyük balığın küçük balıkları yuttuğu bir dünyada hayatta kalmak, ayakta kalmak adına, küçük işlere bakanlar aşağılanır oldu. Önce kürkler giyip, kürkler giydirip cangıldan çıktılar, sonra da cangılın içine çektiler sıradan insanları. Cangılın dışında tek tük kalanlar insanlığını koruyor. Tıpkı şu şarkıdaki gibi…  

                                         

3.614 okunma
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (9 oy, ortalama: 5,00 / 5)
Loading ... Loading ...

“ezginin günlüğü-ebrulî” için 2 Yorum

  1. Gökhan diyor ki:

    Gerçekten güzel bir şarkı. Ezgisi çok güzel özellikle. Ama sözleri konusunda kuşkularım var :) Özellikle şu geçmişi akılda tutma meselesi çok kafama takıldı :) Ya boşver geçmişi sen bugüne ve geleceğe bak. Geçmişin sadece ders alınacak yönlerini tut aklında. Geçmiş, ders almak için vardır. Bu yüzden herkese ama özellikle de devletin üst düzey görevlilerine ayrıntılı Tarih dersi verilmelidir. Ama salt şu tarihte şu oldu, şu kişiler içinde bulundu falan şeklinde değil de, şu olayın nedeni şu, şu şekilde gerçekleştirildi ve sonuçları şu oldu şeklinde. Yani zaman ve kişiler önemli değil, olayların kronolojik sırası ve kişilerin belirleyici huyları önemlidir bence. İşte herkese verilecek bir Tarih dersinin özellikleri bunlar olacak benim ütopyamda.

    Tarih, toplumsal bir kavramdır, geçmiş ise kişisel. Kişiler de aynı tarih anlayışından yola çıkarak geçmişlerinin hangi ayrıntılarını unutmayacaklarını bu ilkelere göre belirlemeliler bence.

  2. Zelin Artuğ diyor ki:

    Geçmiş, ders almak için değildir, bir kere ! Bugünün yanlışları, o günün doğrularıydı. O günün doğrularını bugün yere çalmak, yaşanmışlıklara haksızlık olur. Bu böyle. Gelelim devletin üst düzey görevlilerine ayrıntılı Tarih dersi vermeye… Birincisi, gece gündüz tarih çalışırken bu adamlar ülke işlerine ne zaman bakacaklar ? İkincisi, bunlara ve herkese tarih dersi verilecekse, en iyisi kronoloji ezberletmek ! Yani nesnel tarih, yalnızca kronolojiden oluşur. Ama bu iş yorumlamaya giderse, yandık demektir. İşte o zaman tarih toplumsal değil, Stalin’in Sovyetlerindeki gibi kişisel bir kavrama dönüşür; tarihi kişiselleştirilmiş bir toplumun geçmişi ise kimin eli kimin cebinde belli olmadığı için toplumsallaşıverir ! BENCE ! :) Kişi, geçmişini miş’li zaman ya da rivayet kipleriyle hatırlamaz. Kişinin geçmişi, “görülen geçmiş zaman”dır. İnsan, gözüyle görmediği hiçbir şeye inanmamalı. Son söz: Sen unut geçmişini, ben aklımda tutarım ! Ha bir de adamım…mademki “üst düzel yönetici” ler tarih yazıp, tarih yazdırıyorlar, ben de sıradan biri, halktan biri olarak “bu küçük işlere” bakıyorum işte.

Yorum Yapın